Software pirates and hackers intent on foiling Windows Vista activation have succeeded to some extent, a senior manager at Microsoft stated in a blog post earlier this week.
There are two methods that seem to work, and the software giant is monitoring both to see if they pose any substantial threat to the company's business model. One technique requires a special editor for the the software that acts as the interface between the PC hardware and the operating system, known as the Basic Input/Output System (BIOS). By editing a special value that PC manufacturers use to pass the product activation test, a hacker can run Windows Vista, said Alex Kochis, senior product manager for Microsoft, stated on the Windows Genuine Advantage blog.
The technique could easily result in an inoperable PC if done wrong, he said.
"It's worth noting we also prioritize our responses, because not every attempt deserves the same level of response," he wrote. "Our goal isn't to stop every 'mad scientist' that's on a mission to hack Windows."
A second hack uses emulation to attempt to defeat product activation and is easier to pull off, but also easier to detect, he said.
Product activation, an anti-copying technique designed to foil digital pirates, has come under criticism in the past as adding an extra step for legitimate users while not acting as much of a deterrent against theft. The latest end-user license agreement adopted for Windows Vista and part of activation has come under criticism as well.
Microsoft's Kochis said the company will consider the impact on customers of any change to the anti-piracy software.
1 Eylül 2007 Cumartesi
28 Ağustos 2007 Salı
Türksat, KabloInternet hızını 6 Mbps’ye çıkardı

Şebeke yenileme çalışmalarını hızlandıran Türksat, KabloInternet’in son kullanıcılara verdiği internet erişim hızını, Avrupa’da uygulanan hız limitine yükselterek 6 Mbps’ye (Mega Bit Per Second) çıkardı.Türksat KabloInternet aboneleri kısa bir süre sonra yeni hizmetlerle de tanışacak. Buna göre, internet hizmeti alan son kullanıcı aileler, internet ortamında karşılaştıkları ve daha çok çocukların etkilendiği, şiddet, porno ve terör içerikli sitelere karşı korunaklı olacaklar.Ayrıca Türksat KabloInternet’e abone olanlar, internet hizmeti alırken sık sık karşılaştıkları virüslere karşı, merkezi koruma kalkanına sahip olacaklar.Şirket, internet erişim hızını 10 Mbps’ye çıkarmayı hedefliyor.
Yahoo’dan rakiplerine büyük çalım

İnternet devi Yahoo, rakiplerine fark atabilmek için elektronik posta kullanıcılarına yeni bir hizmet getiriyor. Yahoo Mail’in gelecek haftalarda hizmete girecek yeni versiyonu elektronik postadan cep telefonuna bağlantı kuruyor. Klavyede yazılan mesajlar doğrudan cep telefonlarına gönderilebiliyor.Şirket bu uygulamayla, Yahoo Mail’i rakibi G-mail’in önüne geçirebilmeyi ve Myspace, Facebook, Youtube gibi sosyal bir ağ haline getirmeyi hedefliyor.10’uncu yıldönümünü kutlamaya hazırlanan ve 250 milyondan fazla kullanıcısı bulunan Yahoo, geçen aylarda elektronik posta kullanıcılarına sınırsız bellek sunacağını da açıklamıştı.
Realtek High Definition Audio Drivers for Vista 1.73
Apex Movie Converter 3.91

MOV, MPEG,VCD, DCD, WMV, ASF, RM, RMVB, AVI, DIVX
http://rapidshare.com/files/49753395/ApexMovieConverter3.91.rar
26 Ağustos 2007 Pazar
Çin ve Japonya’nın uzayda sıcak yarışı
Soğuk savaş döneminden bu yanaki en sıcak uzay yarışı, Asya’nın en büyük iki gücü olan Japonya ve Çin arasında görülüyor.
Ancak şu anki en büyük sorunun, bilimsel değil, ilk kimin uydularını fırlatarak kimin önce oraya gideceği olduğu yorumları yapılıyor.Çin ve Japonya’nın ilk Ay çalışmalarını gelecek ay başlatmaları bekleniyor.Japon Uzay Ajansı, geçen hafta, yıllardır uğraşılan teknik sorunların ardından, Ay uydusu Selene’nin 13 eylülde fırlatılmak üzere hazırlandığını bildirdi.Çin’in de Chang’e-1 sondasını Eylül ayında fırlatmayı planladığı haberleri çıkarken, Pekin henüz bu konuda kesin bir tarih vermedi.Ancak, Çin Ulusal Uzay Dairesi’nin internet sitesinde, uzay aracının ve aracı taşıyacak roket Changzheng 3 roketinin bütün testleri geçtiği, fırlatma bölgesinin inşasının bittiği kaydedildi.Japon uzay ajansı yetkilileri, 276 milyon dolarlık Selene projesinin, ABD’nin, eski Sovyetler Birliği’ni geçerek Ay’a ilk inişi yaptığı Apollu programından bu yanaki en geniş kapsamlı program olduğunu söylüyor.Selene projesinde, Ay’ın çevresinde yörüngeye bir ana uydu dışında biraz daha küçük iki uyduyla Ay’ın oluşumu ve evrimine ilişkin çalışma öngörülüyor.Çin’in bugüne kadar 185 milyon dolar harcadığı programda Chang’e-1 uydusuyla da stereo kameralar ve X ray spektrometreler kullanılarak, Ay’ın yüzeyinin üç boyutlu haritası çıkarılacak. Pekin, bu çalışmalarının öncülüğünde 15 yıl içinde insanlı Ay çalışmalarını öngörüyor.Tokyo da insanlı Ay çalışmalarını 2025’e kadar hedefliyor.Öte yandan, Çin de Japonya da Ay uydularını ilk kimin fırlatacağını önemsemedikleri yönünde ifadeler kullanmaya çalışıyorlar.Japon uzay ajansı yetkililerinden Yasunori Motogawa, “Bunu kazanma ya da kaybetme konusu yapmak istemiyorum. Ancak şuna inanıyorum ki, ilk kim fırlatırsa fırlatsın, Japonya’nın yürüteceği çalışma teknik olarak üstün. Hangisinin bilimsel gelişmelere yol açacağını göreceğiz” diye konuştu.Diğer taraftan, Çin’in askeri uzay programının son yıllarda büyük sıçrayış yaptığına, 2003’te uzaya iki astronot gönderen ilk Asya ülkesi olduğuna, şimdiye kadar Rusya ve ABD dahil hiçbir ülkenin yapamadığı, eski bir meteoroloji uydusunu karadan orta menzilli füzeyle vurduğu bir deneyi yaptığına dikkat çekiliyor.Japonya da yaklaşık 10 yıl süren çalışmalardan sonra Şubat ayında küredeki herhangi bir noktayı izleyebilen dört casus uydu ağını tamamlamıştı.Asya’daki diğer bölgesel güçler olan Hindistan, Güney Kore, Malezya ve Tayvan’ın hepsinin uzayda uyduları bulunurken, Çin ve Japonya’nın Ay’la ilgili programları bugüne kadarki bölgedeki en iddialı uzay programları olarak dikkat çekiyor.Uluslararası basında, Ay’ın keşfi için Çin’in üç aşamalı plan öngördüğü, bu yıl içinde Dünya’nın uydusuna Chang’e-1 yörünge aracını göndermesinin ardından 2012’de insansız bir sefer öngördüğü haberleri çıkmıştı. Aynı haberlerde ABD’nin Ay’a yeniden insanlı uçuş için 2020 yılını hedeflediği de yer almıştı.
Ancak şu anki en büyük sorunun, bilimsel değil, ilk kimin uydularını fırlatarak kimin önce oraya gideceği olduğu yorumları yapılıyor.Çin ve Japonya’nın ilk Ay çalışmalarını gelecek ay başlatmaları bekleniyor.Japon Uzay Ajansı, geçen hafta, yıllardır uğraşılan teknik sorunların ardından, Ay uydusu Selene’nin 13 eylülde fırlatılmak üzere hazırlandığını bildirdi.Çin’in de Chang’e-1 sondasını Eylül ayında fırlatmayı planladığı haberleri çıkarken, Pekin henüz bu konuda kesin bir tarih vermedi.Ancak, Çin Ulusal Uzay Dairesi’nin internet sitesinde, uzay aracının ve aracı taşıyacak roket Changzheng 3 roketinin bütün testleri geçtiği, fırlatma bölgesinin inşasının bittiği kaydedildi.Japon uzay ajansı yetkilileri, 276 milyon dolarlık Selene projesinin, ABD’nin, eski Sovyetler Birliği’ni geçerek Ay’a ilk inişi yaptığı Apollu programından bu yanaki en geniş kapsamlı program olduğunu söylüyor.Selene projesinde, Ay’ın çevresinde yörüngeye bir ana uydu dışında biraz daha küçük iki uyduyla Ay’ın oluşumu ve evrimine ilişkin çalışma öngörülüyor.Çin’in bugüne kadar 185 milyon dolar harcadığı programda Chang’e-1 uydusuyla da stereo kameralar ve X ray spektrometreler kullanılarak, Ay’ın yüzeyinin üç boyutlu haritası çıkarılacak. Pekin, bu çalışmalarının öncülüğünde 15 yıl içinde insanlı Ay çalışmalarını öngörüyor.Tokyo da insanlı Ay çalışmalarını 2025’e kadar hedefliyor.Öte yandan, Çin de Japonya da Ay uydularını ilk kimin fırlatacağını önemsemedikleri yönünde ifadeler kullanmaya çalışıyorlar.Japon uzay ajansı yetkililerinden Yasunori Motogawa, “Bunu kazanma ya da kaybetme konusu yapmak istemiyorum. Ancak şuna inanıyorum ki, ilk kim fırlatırsa fırlatsın, Japonya’nın yürüteceği çalışma teknik olarak üstün. Hangisinin bilimsel gelişmelere yol açacağını göreceğiz” diye konuştu.Diğer taraftan, Çin’in askeri uzay programının son yıllarda büyük sıçrayış yaptığına, 2003’te uzaya iki astronot gönderen ilk Asya ülkesi olduğuna, şimdiye kadar Rusya ve ABD dahil hiçbir ülkenin yapamadığı, eski bir meteoroloji uydusunu karadan orta menzilli füzeyle vurduğu bir deneyi yaptığına dikkat çekiliyor.Japonya da yaklaşık 10 yıl süren çalışmalardan sonra Şubat ayında küredeki herhangi bir noktayı izleyebilen dört casus uydu ağını tamamlamıştı.Asya’daki diğer bölgesel güçler olan Hindistan, Güney Kore, Malezya ve Tayvan’ın hepsinin uzayda uyduları bulunurken, Çin ve Japonya’nın Ay’la ilgili programları bugüne kadarki bölgedeki en iddialı uzay programları olarak dikkat çekiyor.Uluslararası basında, Ay’ın keşfi için Çin’in üç aşamalı plan öngördüğü, bu yıl içinde Dünya’nın uydusuna Chang’e-1 yörünge aracını göndermesinin ardından 2012’de insansız bir sefer öngördüğü haberleri çıkmıştı. Aynı haberlerde ABD’nin Ay’a yeniden insanlı uçuş için 2020 yılını hedeflediği de yer almıştı.
Küresel ısınmada kritik eşik
Biyolog-Bir Derneği, Birleşmiş Milletlerin (BM) iklim raporuna göre, dünyanın ortalama sıcaklığının 2 derece daha artmasının, “kritik eşiğin aşılması” anlamına geldiğini, bunun da insanlık için “telafisi olmayan sonuçlar doğuracağını” duyurdu.
ANKARA - Biyolog-Bir Derneğinden yapılan yazılı açıklamada, insanlar tarafından atmosfere bırakılan gazların, sera etkisi sonucu dünya yüzeyinde sıcaklık değerlerini arttırdığı, bunun da “küresel ısınma” olarak tanımlandığı hatırlatılarak, “Son 10-15 yıl içinde insanlığın temel ekolojik sorunları arasına eklenen küresel ısınma ve küresel iklim değişimi, ülkemizde içinde bulunduğumuz yılda kuraklık etkisiyle kendisini göstermiştir” denildi.
Güneşten gelen ışınların, yeryüzünden tekrar atmosfere yansıtıldığı, bazı ışınların da su buharı, karbondioksit ve metan gazının dünya yüzeyinde oluşturduğu doğal bir örtü tarafından tutulduğu anımsatılan açıklamada, dünya sıcaklığının bu nedenle arttığı belirtildi.“Son yüzyılda fosil yakıtların yakılması, ormansızlaştırma, hızlı nüfus artışı gibi nedenlerle karbondioksit, metan ve diazotmonoksit gazlarının atmosferde birikmesi artmıştır” denilen açıklamada, şunlar kaydedildi:“1860 yılından günümüze kadar tutulan kayıtlar, küresel sıcaklığın ortalama 0,5-0,8 derece arttığını göstermektedir. Bilim adamlarına göre bu sıcaklık artışı, canlılar üzerinde etkisini göstermeye başlamış ve geri dönüşü olmayan bir noktaya yaklaşmıştır. Küresel ısınmaya bağlı olarak dünyanın bazı bölgelerinde kuraklık, çölleşme yaşanırken, bazı bölgelerde kasırga, seller ve taşkınların şiddeti ve sıklığı artmıştır.Küresel ısınmaya karşı alınacak önlemleri içeren uluslararası Rio Sözleşmesi, 21 Mart 1994 tarihinde, devamında da Kyoto Sözleşmesi 16 Şubat 2005 tarihinde resmen yürürlüğe girmiştir. Sanayileşmiş ülkelerin çoğunluğu, sözleşmeyi imzalayıp onaylamıştır. Bu ülkelerden, tüm dünya sera gazı emisyonlarının yüzde 25’inden tek başına sorumlu olan ABD ve yüzde 1,5’lik paya sahip Avustralya, sözleşmeyi imzalamış, ancak onaylamayı reddetmiştir.”Türkiye’nin, küresel ısınma konusunda her zaman çok yavaş davranan, zaman kazanmaya çalışan bir ülke olduğu iddia edilen açıklamada, “Sözleşmenin getirdiği en büyük yükümlülük olan sera gazı envanterini, Birleşmiş Milletlere ancak 2006 yılında sunabilmiştir. Türkiye, yüzde 1,3 payla dünyada en fazla sera gazı üreten 13. ülke durumundadır” ifadelerine yer verildi.“Sera gazı salınımına kısıtlama getiren fosil yakıtların kullanılmasının azaltılmasının, çok yönlü ekonomik sorunlar yaratmasına karşın, uygulanmasının zorunlu olduğu’ kaydedilen açıklamada, “Zira, BM’nin iklim raporuna göre, dünyanın ortalama sıcaklığının 2 derece daha artması, kritik eşiğin aşılması anlamına geliyor. Bu da insanlık için telafisi olmayan sonuçlar doğuracaktır” denildi.
ANKARA - Biyolog-Bir Derneğinden yapılan yazılı açıklamada, insanlar tarafından atmosfere bırakılan gazların, sera etkisi sonucu dünya yüzeyinde sıcaklık değerlerini arttırdığı, bunun da “küresel ısınma” olarak tanımlandığı hatırlatılarak, “Son 10-15 yıl içinde insanlığın temel ekolojik sorunları arasına eklenen küresel ısınma ve küresel iklim değişimi, ülkemizde içinde bulunduğumuz yılda kuraklık etkisiyle kendisini göstermiştir” denildi.
Güneşten gelen ışınların, yeryüzünden tekrar atmosfere yansıtıldığı, bazı ışınların da su buharı, karbondioksit ve metan gazının dünya yüzeyinde oluşturduğu doğal bir örtü tarafından tutulduğu anımsatılan açıklamada, dünya sıcaklığının bu nedenle arttığı belirtildi.“Son yüzyılda fosil yakıtların yakılması, ormansızlaştırma, hızlı nüfus artışı gibi nedenlerle karbondioksit, metan ve diazotmonoksit gazlarının atmosferde birikmesi artmıştır” denilen açıklamada, şunlar kaydedildi:“1860 yılından günümüze kadar tutulan kayıtlar, küresel sıcaklığın ortalama 0,5-0,8 derece arttığını göstermektedir. Bilim adamlarına göre bu sıcaklık artışı, canlılar üzerinde etkisini göstermeye başlamış ve geri dönüşü olmayan bir noktaya yaklaşmıştır. Küresel ısınmaya bağlı olarak dünyanın bazı bölgelerinde kuraklık, çölleşme yaşanırken, bazı bölgelerde kasırga, seller ve taşkınların şiddeti ve sıklığı artmıştır.Küresel ısınmaya karşı alınacak önlemleri içeren uluslararası Rio Sözleşmesi, 21 Mart 1994 tarihinde, devamında da Kyoto Sözleşmesi 16 Şubat 2005 tarihinde resmen yürürlüğe girmiştir. Sanayileşmiş ülkelerin çoğunluğu, sözleşmeyi imzalayıp onaylamıştır. Bu ülkelerden, tüm dünya sera gazı emisyonlarının yüzde 25’inden tek başına sorumlu olan ABD ve yüzde 1,5’lik paya sahip Avustralya, sözleşmeyi imzalamış, ancak onaylamayı reddetmiştir.”Türkiye’nin, küresel ısınma konusunda her zaman çok yavaş davranan, zaman kazanmaya çalışan bir ülke olduğu iddia edilen açıklamada, “Sözleşmenin getirdiği en büyük yükümlülük olan sera gazı envanterini, Birleşmiş Milletlere ancak 2006 yılında sunabilmiştir. Türkiye, yüzde 1,3 payla dünyada en fazla sera gazı üreten 13. ülke durumundadır” ifadelerine yer verildi.“Sera gazı salınımına kısıtlama getiren fosil yakıtların kullanılmasının azaltılmasının, çok yönlü ekonomik sorunlar yaratmasına karşın, uygulanmasının zorunlu olduğu’ kaydedilen açıklamada, “Zira, BM’nin iklim raporuna göre, dünyanın ortalama sıcaklığının 2 derece daha artması, kritik eşiğin aşılması anlamına geliyor. Bu da insanlık için telafisi olmayan sonuçlar doğuracaktır” denildi.
Google, gözünü uzaya çevirdi
İnternet devi Google, Earth adlı dünya haritasıyla uzaydan sokaklara kadar yakın plana inerek dünyaya bakmamızı sağlayan programının ardından bu kez Sky adlı yeni bir programla gözlerimizi yıldızlara çeviriyor.
LONDRA - Google, “sanal teleskop” niteliğindeki programla sunulacak olan bu yeni hizmetin, uzay hakkında bilgi edinmeye yönelik bir oyun alanı gibi olacağını duyurdu.
Sky ile internet kullanıcılarının, yaklaşık 100 milyon yıldız ve 200 milyon galaksiye bakacağı kaydediliyor.Haziran 2005 yılında kullanıma sunulan Google Earth programının şu ana kadar 250 milyondan fazla indirildiği belirtiliyor. 13 dilde sunulacak Sky hizmetine ulaşabilmek için, Google Earth programının son versiyonuna sahip olmak gerekiyor.
LONDRA - Google, “sanal teleskop” niteliğindeki programla sunulacak olan bu yeni hizmetin, uzay hakkında bilgi edinmeye yönelik bir oyun alanı gibi olacağını duyurdu.
Sky ile internet kullanıcılarının, yaklaşık 100 milyon yıldız ve 200 milyon galaksiye bakacağı kaydediliyor.Haziran 2005 yılında kullanıma sunulan Google Earth programının şu ana kadar 250 milyondan fazla indirildiği belirtiliyor. 13 dilde sunulacak Sky hizmetine ulaşabilmek için, Google Earth programının son versiyonuna sahip olmak gerekiyor.
Kaydol:
Kayıtlar (Atom)

