15 Eylül 2007 Cumartesi



Dosyayı parçalara bölerek bunları aynı anda bilgisayarınıza çekmenize yardımcı olan FlashGet ile download hızlarınız %100 ila %500 arasında artacak. Basit ama güçlü bir arayüz yapısıyla, sınırsız sayıda kategori oluşturabilir ve her kategori için harddiskinizde klasörler atayabilirsiniz. Programın Turkce Dil desteğide mevcuttur.



- Tek tıklamayla indirme kolaylığı- Yarım kalan indirmeleri kaldığı yerden devam ettirebilme (resume)- 300 un üzerinde dil desteği (Türkçe de dahil)- Opera eklentisi ile Opera ve Netscape desteği- Tema (skin) değiştirebilme özelliği- Çok parçalı (maksimum 10) indirme özelliği- %100′den %500′e varan hız artışı- Aynı anda 8 farklı dosyayı indirebilme- Dosyaları otomatik olarak kategorize edebilme- Otomatik en hızlı alternatif sunucu (mirror) araması- Otomatik çevirmeli bağlantı sağlama- İndirme bitince otomatik bağlantı kesebilme- Otomatik olarak bilgisayarı kapatabilme- Zamanlayıcı (scheduler) desteği ile işlem yapabilme- indirme hız sınırının ayarlanabilmesi- Kendi kendini internetten güncelleyebilme- Çok fonksiyonlu kullanıcı arabirimi- indirme durumunu detaylı ve sürekli görebilme- 4GB’tan büyük dosyaları destekleyebilme


Download




Hackerlar, kullanımı kolay yöntemler geliştirerek, bunları internet dolandırıcılığı yapmak isteyenlere satmaya başladılar.İnternet güvenliği uzmanları, son yıllarda büyük gelişme kaydeden bilgisayar korsanlarının, kullanımı kolay yöntemler geliştirerek, bunları internet dolandırıcılığı yapmak isteyenlere sattıklarını, bunun da sanal ortamda işlenen suçları artırabileceğine dikkat çekiyorlar.Bilgisayar güvenliği uzmanları, bireysel virüsten, geniş kapsamlı dolandırıcılık kitlerine kadar birçok yöntemin “çaylak” siber hırsızların kullanımına sunulduğunu belirterek, bazı internet dolandırıcılığı yöntemlerinin yüzlerce avroya satıldığını kaydediyorlar.Bazı pahalı yöntemlerin son geliştirilen anti virüs programlarına karşı 12 ay teknik destekle birlikte satıldığını belirten güvenlik uzmanları, bazı hacker gruplarının, güvenlik yazılımlarının tespit edemediği programlar üretilebilen virüs yazma hizmeti de sunduklarına dikkat çekiyorlar. Hackerlar arasında gözde olan ve 700-800 avroya kadar alıcı bulabilen MPack isimli dolandırıcılık kitinin bir saldırıda 10 binden fazla web sayfasını çökertebildiği uyarısında bulunan uzmanlar, bu grupların ayrıca sattıkları online dolandırıcılık programlarının fiyatlarını ortaklaşa belirlediklerini ve bazı “sadık” müşterilerine indirim dahi uyguladıklarını kaydediyorlar. Uzmanlar, bu tip indirilebilen dolandırıcılık programlarından şu anda 68 bin tanesinin dolaşımda olduğunu belirterek, bunların büyük çoğunluğunun ücretsiz olduğunu ve kullanmak için belli bir birikim ve beceri gerektirdiğini, ancak herhangi bir teknik bilgi gerektirmeden kullanılması için tasarlananlarının da giderek piyasada çoğaldığına işaret ediyorlar. Güvenlik uzmanları, amatörler için tasarlanan bu dolandırıcılık programlarının satışa çıkmasıyla siber suçlarda artış olmasından endişe edildiğini belirtiyorlar.


2 Eylül 2007 Pazar

Pardus 2007.3 yenilikleri


22-08-2007 tarihinde yapılan geliştirici toplantısında Pardus 2007.3 sürümü için önemli kararlar alındı. Aşağıda maddeler halinde verdiğimiz kararların arasında kimi kullanıcılarımızı çok sevindirecek Delta Desteği gibi özellikler var.
Delta Paket desteği: Pardus 2007.3 sürümünde delta desteğinin olmasına karar verildi. Bu karar özellikle limitli ADSL kullanıcılarını sevindirecek. Çünkü delta desteği sayesinde artık güncellemesi çıkan bir paketin tamamını değil, sadece değişen kısmını indireceksiniz. Bazı paketlerde % 80′lere varan, genelde ise % 50′ye yakın kazanım sağlıyor bu özellik.Menüde görünmeyen uygulamalar geri gelecek: Bir arayüzü olmasına rağmen menüde görünmeyen bazı küçük yardımcı uygulamalar uzun süredir tartışılan bir konuydu. Menünün karmaşıklaşmaması için uygulanan bu yöntem, kurulu olmasına rağmen menüden ulaşılamayan uygulamaların doğmasına sebep oluyordu. Toplantıda bu konunun Tasma’da yer alacak bir bölüm ile çözülmesine karar verildi. Bu çözüme göre, Tasma içerisinde basit menü veya genişletilmiş menü seçenekleri olacakAğ Yöneticisi: 2007.3′de Ağ Yöneticisi’ne hızlı bağlantı desteğinin eklenmesi ve bazı ufak sorunların düzeltilmesine karar verildi. Bununla beraber ağ profilleri import/export etme yeteneği kazandırılması işinin sorumluluğunu İşbaran Akçayır üstlendi.
ÇOMAR üzerinden farklı yetkilendirme şekilleri: Kullanıcıların her türlü işi gerçekleştirebilen Wheel grubu dışında da, sadece program ekleme/kaldırma yetkisi olan ya da sadece ağ profili ekleyip/çıkarabilen bir kullanıcı gibi profiller oluşturmasına olanak sağlanması konuşuldu. Bu özelliğin de 2007.3′e yetiştirilmesine karar verildi.
Paket İmzaları: 2007.3′e yetiştirilmesi bekleniyor. Bu özellik sayesinde paketlerin kim tarafından yapıldığı doğrulanabilecek. Konunun sorumlusu geliştirici listesine bir rapor gönderecek ve konu listede tartışılacak.
Göç Aracı: Windows kullanıcılarının kişisel bilgi ve ayarlarının Pardus’a aktarılabilmesini amaçlayan ve Murat Ongan’ın üzerinde çalıştığı Göç Aracı üzerinde konuşuldu ve 2007.3′e yetiştirilmesine karar verildi. Bu araç sayesinde Windows ortamındaki birçok kişisel ayar ve veriniz tek bir araçla Pardus’a aktarılacak.
Vekil Sunucu Yöneticisi: Sistem çapında bir vekil sunucu yönetimi için gerekli altyapı üzerinde yapılan çalışmaların çok az eksiği kaldığı ve 2007.3′e yetişeceği konuşuldu. 2007.3′e yetiştirme sorumluluğu, bu projenin de geliştiricisi olan Bertan Gündoğdu’ya verildi.
Kaptan Masaüstü: Kaptan ile ilgili uzun tartışmaların ardından şu kararlar alındı;
Ekran kartları ile ilgili bir arayüz Kaptan’a eklenmeyecek.
Kaptan’a eklenmesi önerilen Katkı (Contrib) deposunun sisteme eklenmesi seçeneği, Kaptan’da değil Paket Yöneticisi’nde olacak.
Ağ Yöneticisi artık Kaptan’a gömülü şekilde çalışmayacak, kendi ayakları üzerinde duracak.
kaynak

Windows live mail artık 5gb


Microsoft’un en çok kullanılan hizmetlerinden olan Windows Live Hotmail, kapasitesini 5GB yapıyor.Son zamanlarda, diğer e-posta servislerine göre daha kısıtlı bir alan ayırdığı için eleştirilen Microsoft, eleştirileri dikkate alarak atağa geçmiş gibi gözüküyor. Microsoft, son yaptığı açıklamaya göre, Windows Live Hotmail’in alanını tam 5 GB’a yükseltecek ve böylece internette toplam 1 DVD’den daha fazla veriyi saklayabileceğiz.Windows Live Mail ile başlayan ve adını Windows Live Hotmail’e çeviren Microsoft servisi, 2 GB’lık alanı ile birçok kişiyi tatmin etmişti. Ancak, Google’ın rakip servislerinden biri olan Gmail, kullanıcılarına 2 GB’dan daha fazla bir alan sunuyor ve Microsoft’u gölgede bırakıyordu. Tabii ki, Yahoo! ve Lycos servisleri de bu savaşta yer alıyor ve Microsoft ile kıyasıya yarışıyorlardı. Bu yarışın sonu nereye gider bilinmez ama, bugünlerde gündeme gelen sınırsız alanlar yakın gelecekte çok fazla yaygınlaşacak.

Part I: What is the Forex Market and How is it Different?

Part I: What is the Forex Market and How is it Different?
What is the Forex Market and How is it Different?



The foreign exchange market, often referred to as forex, is the market for the various currencies of the world. It is a market which, at its core, is rooted in global trade. Goods and services are exchanged 24 hours a day all over the world. Those transactions done across national borders require payments in non-domestic currencies.
For example, a US company purchases widgets from a Mexican company. To do the transaction, one of two things is going to happen. The US firm may, depending on the contract terms, make payment in Mexican Pesos. That would require a conversion of Dollars in to Pesos to make payment. Alternately, the payment could be made in Dollars, in which case the Mexican company would then exchange the Dollars for Pesos on their end. Either way, there is going to be some transaction which takes Dollars and swaps them for Pesos.
That is where the forex market comes in. Transactions like that take place all the time. The market maintains a rate of exchange between the US Dollar and the Mexican Peso (and between and amongst all other world currencies) to facilitate that activity. Consider the amount of global trade which takes place and you can see why the forex market is the biggest in the world, dwarfing all others. Literally trillions of dollars worth of forex transactions take place each and every day.
How is the Forex Market Different?
There are some significant differences between the forex market and others like the stock market. While it may be the feeling that a good trader should be able to handle any market, the fact of the matter is that some structural differences in forex can require a different trading approach.
TimeFor most stock traders, the first difference they will notice between the forex market and equities is timeframe. Although the hours of stock trading have been expanding in recent years, the forex market is still the only one which can truly be viewed as 24-hour. There is ready forex trading activity in all time zones during the week, and sometimes even on the weekends as well. Other markets may in fact transact 24-hours, but the volume outside their primary trading day is thin and inconsistent.
No ExchangesThe lack of an exchange is probably the next big thing that sticks out as being different in forex. While it is true that there is exchange-based forex trading in the form of futures, the primary trading takes place over-the-counter via the spot market. There is no NYSE of forex.
On the largest scale, forex transactions are done in what is referred to as the inter-bank market. That literally means banks trading with each other on behalf of their customers. Larger speculators also operate in the inter-bank market where they can execute multi-million dollar trades with ease. Individual traders, who generally trade in much smaller sizes, primarily do so through brokers and dealers.
This is something which can trouble stock traders. There is no central location for price data, and no real volume information is attainable. Since volume is an often reported figure in the stock market, the lack of it in spot forex trading is something which takes a bit of getting used to for those making the switch.
Transaction ProcessingAlso, the lack of an exchange means a difference in how trading is actually done. In the stock market an order is submitted to a broker who facilitates the trade with another broker/dealer (over-the-counter) or through an exchange. In spot forex much of the trading done by individuals is actually executed directly with their broker/dealer. That means the broker takes the other side of the trade. This is not always the case, but is the most common approach.
Transaction CostsThe lack of an exchange and the direct trade with the broker creates another difference between stock and forex trading. In the stock market brokers will generally charge a commission for each buy and sell transaction you do. In forex, though, most brokers do not charge any commissions. Since they are taking the other side of all the customer trades, they profit by making the spread between the bid and offer prices.
Some traders do not like the structure of the spot forex market. They are not comfortable with their broker being on the other side of their trades as they feel it presents a type of conflict of interest. They also question the safety of their funds and the lack of overall regulation. There are some worthwhile concerns, certainly, but the fact of the matter is that the majority of forex brokers are very reliable and ethical. Those that are not don't stay in business very long.
Margin TradingThe forex market is a 100% margin-based market. This is a familiar thing for those used to trading futures.
In fact, spot forex trading is essentially trading a 2-day forward (futures) contract. You do not take actual possession of any currency, but rather have a theoretical agreement to do so in the future. That puts you in a position of benefiting from prices changes. For that your broker requires a deposit on your trades to provide surety against any losses you may incur. How much of a deposit can vary. Some brokers will asked for as little as 1/2%. That is fairly aggressive, though. Expect 1%-2% on the value of the position in most cases.
Now, unlike the stock market, margin trading does not mean margin loans. Your broker will not be lending you money to buy securities (at least not the way a stock broker does). As such, there is no margin interest charged. In fact, since you are the one putting money on deposit with your broker, you may earn interest in your margin funds.
Interest Rate Carry (Rollover)When trading forex, one is essentially borrowing one currency, converting it in to another, and depositing it. This is all done on an overnight basis, so the trader is paying the overnight interest rate on the borrowed currency and at the same time earning the overnight rate on the currency being held. This means the trader is either paying out or receiving interest on their position, depending on whether the interest rate differential is for or against them.
This is commonly handled is what is referred to as a rollover. Spot forex trades are done on a trading day basis, and as such are technically closed out at the end of each day. If you are holding your position longer than that, your broker rolls you forward in to a new position for the next trading day. This is generally done transparently, but it does mean that at the end of each day you will either pay or receive the interest differential on your position.
The type of trader you are and the way your broker handles rollover will be the deciding factors in determining whether the interest rate differentials are an important concern for you. Some brokers will not apply the day's interest differential value on positions closed out during the trading day. By that I mean if you were to enter a position at 10am and exit at 2pm, no interest would come in to play. If you were to open a position on Monday and close it on Tuesday, though, you would have the interest for Monday applied (the full day regardless of when you entered the position), but nothing for Tuesday. (Note: There is at least one broker who calculates interest on a continuous basis, so you will always make or pay the interest differential on all positions, no matter when you put them on or took them off).
It should also be noted that although some folks will claim there is no rollover in forex futures, the interest rate spread is definitely factored in. You can see this when comparing the futures prices with the spot market rates. As the futures contracts approach their delivery date their prices will converge with the spot rate so that the holders will pay or receive the differential just as if they had been in a spot position.
InterventionFixed income traders know that central bankers, like the Federal Reserve, are active in the markets, buying and selling securities to influence prices, and thereby interest rates. This is not something which happens in stocks, but it does in the forex markets. This is known as intervention. It happens when a central bank or other national monetary authority buys or sells currency in the market with the objective of influencing exchange rates.
Intervention is most often seen at times when exchange rates get a bit out of hand, either falling or rising too rapidly. At those times, central banks may step in to try to nullify the trend. Sometimes it works. Sometimes not.
The US has traditionally taken a hands-off approach when it comes to the value of the Dollar, preferring to allow the markets to do their thing. Others are not quite so willing to let speculators determine their currency's value. The Bank of Japan has the most active track record in that regard.

Advantages of Forex

Advantages of ForexTrade on Your ScheduleThe single biggest advantage the forex market has over other markets is its 24-hour nature. A trader can put on or take off positions literally any time of day or night, regardless of their base of operations. That opens the game up to a great many individuals who might not otherwise have the time available to trade.Consider, for example, the working person with a 9 to 5 type of job. Most folks like that cannot be expected to operate effectively as day traders in a market such as stocks. They just can't spend the requisite time watching the market during trading hours. With forex, though, one could theoretically day trade in the evenings after work, or in the mornings beforehand. The forex market is never really closed (yes, in some cases you can even trade on the weekend!).No (or low) Transaction CostsFor most traders, the forex market also offers the benefit of no transaction costs. For the most part, forex brokers do not charge commissions (if they do, they are relatively small). There is, of course, the bid/offer spread, which can be viewed as a transaction cost, but the reality of the situation is that most traders buy at the offer and sell at the bid in whatever other market they trade, so that's really no different. Actually, the forex spreads can be quite small in the major currency pairs.Low (or no) Account MinimumsForex trading is also open to a wider trading demographic in that there are many opportunities to open smaller accounts than is the case in other markets. In fact, there is at least one broker which has no minimum account size. What's more, they also have no minimum trade size. That sort of flexibility opens the door to essentially anyone who wants to explore forex trading. This isn't to say that all brokers are that flexible. There are, however, a great many which offer so-called mini-contracts.Multiple Trading VehiclesAdditionally, forex trading can be done in a number of fashions. Many folks tend to think strictly of the spot market. While that is certainly the largest of the components, it is not the only one. The futures market has become a bit more attractive with the expansion of e-mini currency contracts. There are futures options as well. What's more, an array of other option trading alternatives have been popping up, providing traders even more ways to take positions in the forex market.Always MovingOne of the biggest attractions to forex trading is that there's just about always something moving. There are a number of primary currencies involved, each of which is continuously interacting with all the others. Chances are, at any given time, there is movement in at least one of those exchange rates based simply on the sheer volume of trading and the number of global news events providing impetus to action. Easily Trade Long or ShortIn the stock market there are restrictions imposed on selling short. In forex there is nothing of the sort. It is just as easy to taking a short position as it is to take a long one.Disadvantages of ForexNo ExchangeThe disadvantage to forex, some would say, is in the lack of an exchange system in forex trading. Some traders find comfort in knowing that there is a regulated mechanism backing their market participation. What's more, the lack of a centralized data point means the spot forex market does not have all the great add-on information stock and futures are used to seeing (volume, for example).Complex NatureIn terms of market analysis techniques, technical analysis is just as useful in forex trading as in any other market - some might say more so. The thing that gives some traders concern. however, is the complexity of the fundamental side of the forex market. Currency exchange rates are influenced by a wide variety of factors, which can fluctuate over time. Two-Sides to Every PositionBy it's very nature, there are always two sides to the forex market, because currencies are quoted in terms of their value against each other. That means for any given exchange rate there are two countries (or region's) to take in to consideration. Sometimes issues related to one of the countries will dominate, while sometimes the other will. It can be quite fluid in that regard, which can sometimes lead to quite confusing reactions to news and events.While these issues may seem like significant barriers to trading forex for some, the fact of the matter is that for most folks they are easily overcome. Just like any market, forex requires some getting used to. Once you do, though, it provides a wide array of opportunity.

1 Eylül 2007 Cumartesi

Microsoft to wait and see on Vista activation hacks

Software pirates and hackers intent on foiling Windows Vista activation have succeeded to some extent, a senior manager at Microsoft stated in a blog post earlier this week.
There are two methods that seem to work, and the software giant is monitoring both to see if they pose any substantial threat to the company's business model. One technique requires a special editor for the the software that acts as the interface between the PC hardware and the operating system, known as the Basic Input/Output System (BIOS). By editing a special value that PC manufacturers use to pass the product activation test, a hacker can run Windows Vista, said Alex Kochis, senior product manager for Microsoft, stated on the Windows Genuine Advantage blog.

The technique could easily result in an inoperable PC if done wrong, he said.
"It's worth noting we also prioritize our responses, because not every attempt deserves the same level of response," he wrote. "Our goal isn't to stop every 'mad scientist' that's on a mission to hack Windows."

A second hack uses emulation to attempt to defeat product activation and is easier to pull off, but also easier to detect, he said.

Product activation, an anti-copying technique designed to foil digital pirates, has come under criticism in the past as adding an extra step for legitimate users while not acting as much of a deterrent against theft. The latest end-user license agreement adopted for Windows Vista and part of activation has come under criticism as well.

Microsoft's Kochis said the company will consider the impact on customers of any change to the anti-piracy software.

28 Ağustos 2007 Salı

Türksat, KabloInternet hızını 6 Mbps’ye çıkardı


Şebeke yenileme çalışmalarını hızlandıran Türksat, KabloInternet’in son kullanıcılara verdiği internet erişim hızını, Avrupa’da uygulanan hız limitine yükselterek 6 Mbps’ye (Mega Bit Per Second) çıkardı.Türksat KabloInternet aboneleri kısa bir süre sonra yeni hizmetlerle de tanışacak. Buna göre, internet hizmeti alan son kullanıcı aileler, internet ortamında karşılaştıkları ve daha çok çocukların etkilendiği, şiddet, porno ve terör içerikli sitelere karşı korunaklı olacaklar.Ayrıca Türksat KabloInternet’e abone olanlar, internet hizmeti alırken sık sık karşılaştıkları virüslere karşı, merkezi koruma kalkanına sahip olacaklar.Şirket, internet erişim hızını 10 Mbps’ye çıkarmayı hedefliyor.

Yahoo’dan rakiplerine büyük çalım


İnternet devi Yahoo, rakiplerine fark atabilmek için elektronik posta kullanıcılarına yeni bir hizmet getiriyor. Yahoo Mail’in gelecek haftalarda hizmete girecek yeni versiyonu elektronik postadan cep telefonuna bağlantı kuruyor. Klavyede yazılan mesajlar doğrudan cep telefonlarına gönderilebiliyor.Şirket bu uygulamayla, Yahoo Mail’i rakibi G-mail’in önüne geçirebilmeyi ve Myspace, Facebook, Youtube gibi sosyal bir ağ haline getirmeyi hedefliyor.10’uncu yıldönümünü kutlamaya hazırlanan ve 250 milyondan fazla kullanıcısı bulunan Yahoo, geçen aylarda elektronik posta kullanıcılarına sınırsız bellek sunacağını da açıklamıştı.

Realtek High Definition Audio Drivers for Vista 1.73



Realtek: ALC260/262Realtek: ALC265/268Realtek: ALC660/681Realtek: ALC880/882Realtek: ALC883/885/888

Apex Movie Converter 3.91




MOV, MPEG,VCD, DCD, WMV, ASF, RM, RMVB, AVI, DIVX


http://rapidshare.com/files/49753395/ApexMovieConverter3.91.rar


LimeWire Pro 4.14.8 Final



http://rapidshare.com/files/49724046/LimeWirePro4.14.8Final.rar

26 Ağustos 2007 Pazar

Çin ve Japonya’nın uzayda sıcak yarışı

Soğuk savaş döneminden bu yanaki en sıcak uzay yarışı, Asya’nın en büyük iki gücü olan Japonya ve Çin arasında görülüyor.

Ancak şu anki en büyük sorunun, bilimsel değil, ilk kimin uydularını fırlatarak kimin önce oraya gideceği olduğu yorumları yapılıyor.Çin ve Japonya’nın ilk Ay çalışmalarını gelecek ay başlatmaları bekleniyor.Japon Uzay Ajansı, geçen hafta, yıllardır uğraşılan teknik sorunların ardından, Ay uydusu Selene’nin 13 eylülde fırlatılmak üzere hazırlandığını bildirdi.Çin’in de Chang’e-1 sondasını Eylül ayında fırlatmayı planladığı haberleri çıkarken, Pekin henüz bu konuda kesin bir tarih vermedi.Ancak, Çin Ulusal Uzay Dairesi’nin internet sitesinde, uzay aracının ve aracı taşıyacak roket Changzheng 3 roketinin bütün testleri geçtiği, fırlatma bölgesinin inşasının bittiği kaydedildi.Japon uzay ajansı yetkilileri, 276 milyon dolarlık Selene projesinin, ABD’nin, eski Sovyetler Birliği’ni geçerek Ay’a ilk inişi yaptığı Apollu programından bu yanaki en geniş kapsamlı program olduğunu söylüyor.Selene projesinde, Ay’ın çevresinde yörüngeye bir ana uydu dışında biraz daha küçük iki uyduyla Ay’ın oluşumu ve evrimine ilişkin çalışma öngörülüyor.Çin’in bugüne kadar 185 milyon dolar harcadığı programda Chang’e-1 uydusuyla da stereo kameralar ve X ray spektrometreler kullanılarak, Ay’ın yüzeyinin üç boyutlu haritası çıkarılacak. Pekin, bu çalışmalarının öncülüğünde 15 yıl içinde insanlı Ay çalışmalarını öngörüyor.Tokyo da insanlı Ay çalışmalarını 2025’e kadar hedefliyor.Öte yandan, Çin de Japonya da Ay uydularını ilk kimin fırlatacağını önemsemedikleri yönünde ifadeler kullanmaya çalışıyorlar.Japon uzay ajansı yetkililerinden Yasunori Motogawa, “Bunu kazanma ya da kaybetme konusu yapmak istemiyorum. Ancak şuna inanıyorum ki, ilk kim fırlatırsa fırlatsın, Japonya’nın yürüteceği çalışma teknik olarak üstün. Hangisinin bilimsel gelişmelere yol açacağını göreceğiz” diye konuştu.Diğer taraftan, Çin’in askeri uzay programının son yıllarda büyük sıçrayış yaptığına, 2003’te uzaya iki astronot gönderen ilk Asya ülkesi olduğuna, şimdiye kadar Rusya ve ABD dahil hiçbir ülkenin yapamadığı, eski bir meteoroloji uydusunu karadan orta menzilli füzeyle vurduğu bir deneyi yaptığına dikkat çekiliyor.Japonya da yaklaşık 10 yıl süren çalışmalardan sonra Şubat ayında küredeki herhangi bir noktayı izleyebilen dört casus uydu ağını tamamlamıştı.Asya’daki diğer bölgesel güçler olan Hindistan, Güney Kore, Malezya ve Tayvan’ın hepsinin uzayda uyduları bulunurken, Çin ve Japonya’nın Ay’la ilgili programları bugüne kadarki bölgedeki en iddialı uzay programları olarak dikkat çekiyor.Uluslararası basında, Ay’ın keşfi için Çin’in üç aşamalı plan öngördüğü, bu yıl içinde Dünya’nın uydusuna Chang’e-1 yörünge aracını göndermesinin ardından 2012’de insansız bir sefer öngördüğü haberleri çıkmıştı. Aynı haberlerde ABD’nin Ay’a yeniden insanlı uçuş için 2020 yılını hedeflediği de yer almıştı.

Küresel ısınmada kritik eşik

Biyolog-Bir Derneği, Birleşmiş Milletlerin (BM) iklim raporuna göre, dünyanın ortalama sıcaklığının 2 derece daha artmasının, “kritik eşiğin aşılması” anlamına geldiğini, bunun da insanlık için “telafisi olmayan sonuçlar doğuracağını” duyurdu.
ANKARA - Biyolog-Bir Derneğinden yapılan yazılı açıklamada, insanlar tarafından atmosfere bırakılan gazların, sera etkisi sonucu dünya yüzeyinde sıcaklık değerlerini arttırdığı, bunun da “küresel ısınma” olarak tanımlandığı hatırlatılarak, “Son 10-15 yıl içinde insanlığın temel ekolojik sorunları arasına eklenen küresel ısınma ve küresel iklim değişimi, ülkemizde içinde bulunduğumuz yılda kuraklık etkisiyle kendisini göstermiştir” denildi.

Güneşten gelen ışınların, yeryüzünden tekrar atmosfere yansıtıldığı, bazı ışınların da su buharı, karbondioksit ve metan gazının dünya yüzeyinde oluşturduğu doğal bir örtü tarafından tutulduğu anımsatılan açıklamada, dünya sıcaklığının bu nedenle arttığı belirtildi.“Son yüzyılda fosil yakıtların yakılması, ormansızlaştırma, hızlı nüfus artışı gibi nedenlerle karbondioksit, metan ve diazotmonoksit gazlarının atmosferde birikmesi artmıştır” denilen açıklamada, şunlar kaydedildi:“1860 yılından günümüze kadar tutulan kayıtlar, küresel sıcaklığın ortalama 0,5-0,8 derece arttığını göstermektedir. Bilim adamlarına göre bu sıcaklık artışı, canlılar üzerinde etkisini göstermeye başlamış ve geri dönüşü olmayan bir noktaya yaklaşmıştır. Küresel ısınmaya bağlı olarak dünyanın bazı bölgelerinde kuraklık, çölleşme yaşanırken, bazı bölgelerde kasırga, seller ve taşkınların şiddeti ve sıklığı artmıştır.Küresel ısınmaya karşı alınacak önlemleri içeren uluslararası Rio Sözleşmesi, 21 Mart 1994 tarihinde, devamında da Kyoto Sözleşmesi 16 Şubat 2005 tarihinde resmen yürürlüğe girmiştir. Sanayileşmiş ülkelerin çoğunluğu, sözleşmeyi imzalayıp onaylamıştır. Bu ülkelerden, tüm dünya sera gazı emisyonlarının yüzde 25’inden tek başına sorumlu olan ABD ve yüzde 1,5’lik paya sahip Avustralya, sözleşmeyi imzalamış, ancak onaylamayı reddetmiştir.”Türkiye’nin, küresel ısınma konusunda her zaman çok yavaş davranan, zaman kazanmaya çalışan bir ülke olduğu iddia edilen açıklamada, “Sözleşmenin getirdiği en büyük yükümlülük olan sera gazı envanterini, Birleşmiş Milletlere ancak 2006 yılında sunabilmiştir. Türkiye, yüzde 1,3 payla dünyada en fazla sera gazı üreten 13. ülke durumundadır” ifadelerine yer verildi.“Sera gazı salınımına kısıtlama getiren fosil yakıtların kullanılmasının azaltılmasının, çok yönlü ekonomik sorunlar yaratmasına karşın, uygulanmasının zorunlu olduğu’ kaydedilen açıklamada, “Zira, BM’nin iklim raporuna göre, dünyanın ortalama sıcaklığının 2 derece daha artması, kritik eşiğin aşılması anlamına geliyor. Bu da insanlık için telafisi olmayan sonuçlar doğuracaktır” denildi.

Google, gözünü uzaya çevirdi

İnternet devi Google, Earth adlı dünya haritasıyla uzaydan sokaklara kadar yakın plana inerek dünyaya bakmamızı sağlayan programının ardından bu kez Sky adlı yeni bir programla gözlerimizi yıldızlara çeviriyor.

LONDRA - Google, “sanal teleskop” niteliğindeki programla sunulacak olan bu yeni hizmetin, uzay hakkında bilgi edinmeye yönelik bir oyun alanı gibi olacağını duyurdu.

Sky ile internet kullanıcılarının, yaklaşık 100 milyon yıldız ve 200 milyon galaksiye bakacağı kaydediliyor.Haziran 2005 yılında kullanıma sunulan Google Earth programının şu ana kadar 250 milyondan fazla indirildiği belirtiliyor. 13 dilde sunulacak Sky hizmetine ulaşabilmek için, Google Earth programının son versiyonuna sahip olmak gerekiyor.

25 Ağustos 2007 Cumartesi

Türk-Rus ’hack ortaklığı’ karttan 10 milyon YTL çaldı


E-postalarla bilgisayarlara virüs yükleyip kullanıcıların banka bilgilerini toplayan Türk ve Rus bilgisayar korsanları İstanbul’da yakalandı. 23 kişilik çetenin bu şekilde 10 milyon YTL elde ettiği belirtildi.





İSTANBUL Mali Suçlarla Mücadele Şube Müdürlüğü ekipleri bir kişinin banka hesabından habersiz havale yapıldığı şikayeti üzerine çalışma başlattı. Şebekenin internetten belirledikleri e-mail adreslerine virüs göndererek banka müşterilerinin hesaplarını boşalttığı belirlendi. Hesap hareketlerini takip eden polis Serhiy Andrusyak’ın izine rastladı. Ukraynalı hackerin bir programla bilgisayarının IP numarasını farklı adreslerde gösterdiği bu nedenle yakalanamadığı bildirildi.



Şebeke üyelerinin kimliklerini belirleyen Mali Şube ekipleri, İstanbul’un 14 ilçesi, Muğla, Marmaris, Yalova ve Çınarcık’ta eş zamanlı operasyonda 23 kişiyi gözaltına alırken, Türk hackeri 19 yaşındaki Burak Baysan ise Marmaris’te yakalandı. Polis, Andrsuyak’ı Fatih’teki çelik kapılı apartman dairesine itfaiye merdiveni yardımıyla girerek yakaladı.



Şebeke üyelerinin hesaplarına yüklü para aktaran Andrsuyak’a şebeke üyelerinin 500 bin YTL komisyon gönderdiği tespit edildi. Organizatör Ali U.’nun şebeke üyeleri yardımıyla, aralarında esnafların da bulunduğu kişilerle anlaşarak, çalınmış gösterdikleri kredi kartları aracılığıyla para çekip alışveriş yaptıkları bildirildi. Bu yöntemle 10 milyon YTL’nin üzerinde haksız kazanç sağladıkları belirtildi. Sorgulamaları tamamlanan zanlılar Üsküdar Adliyesi’ne gönderildi.



Çetenin kadınları krizden yakındı



İSTANBUL’da Bilişim Suçları Büro Amirliği ekipleri, interaktif bankacılık sistemine girip müşterilerin hesaplarını boşaltan bir çeteyi belirledi. Polis, bankaların güvenlik kamera kayıtlarını inceleyerek, bütün görüntülerde parayı çekenlerin farklı kimlikleri kullanan bir kadın olduğunu ortaya çıkardı. Önceki gün eşkale uyan Gülay Ü. (28) ve Ayşe B. (27) adlı iki kadının Tuzla’da bir bankaya girdiğini öğrenen polis alarma geçti. İşsiz sekreter Gülay Ü. ile kafe işletmecisi Ayşe B. ekonomik kriz nedeniyle çetenin eline düştüklerini söylediler. İki kadın sorgularının ardından tutuklanarak cezaevine gönderilirken, şebekenin diğer elemanlarının yakalanması için operasyonlar sürüyor.

Kolay kablosuz ağ

WL-520gU kolay ve güvenli kurulumu desteklemesi ve Windows Vista Kablosuz ağ kurulumu desteği ile Tayvan’da “Symbol of Excellence 2007” ödülünü aldı. ASUS WL-520gU Kabolosuz Router Windows Vista Kablosuz Ağ kurulumu desteği ile beraber geliyor.

WL-520gU kablosuz yönlendirici ile kablosuz ağınızı birkaç dakika içerisinde hazır duruma getirebilirsiniz. Kullanıcının, cihazın arkasında bulunan EZSetup tuşuna basması, PC’sinden EZSetup uygulamasını çalıştırıp, EZSetup ikonuna tıklaması kurulum için yeterli oluyor. EZSetup kurulum sihirbazı uygulaması ağda bulunan kablosuz yönlendiricinizi otomatik olarak algılayıp kurulum adımlarına geçerek size yönlendiriyor. Herhangi bir ön bilgi olmadan ya da kurulum kitapçığını okumadan EZSetup tuşu ve uygulaması ile kablosuz ağınızı kurabileceğiniz gibi WEP, WPA, WPA2 gibi güvenlik standartlarını kablosuz ağınıza uygulayabilirsiniz.

Windows Connect Now (Şimdi Bağlan) desteği

WL-520gU, Microsoft Vista işletim sistemi ile mükemmel bir uyum içerisinde çalışabilir olup, “Works With Vista” logoludur. WCN (Windows Connect Now) desteği ile ağ üzerinde herhangi bir Vista işletim sistemli terminalin güvenli bir şekilde ağa bağlanmasına olanak sağlıyor.

Cihaz WCN-NET ve WCN-UFD desteği ile kullanıcılar Xbox live cihazlarını USB bir adaptor ile kolayca ağa bağlayabilir.

EZQoS – Band genişliği yönetimi

WL-520gU ihtiyaçlarınıza göre İnternet band genişliğinizi ayarlıyor. Cihaz yapılandırma ekranından dilediğiniz İnternet protokolüne öncelik verebilmeniz mümkün. Ses görüşmelerine öncelik verdiğinizde download yapıyor olsanız bile cihaz ses için gerekli band genişliğini rezerve ederek daha kaliteli bir konferans olanağı sağlıyor.

Kablosuz ağda yazıcı paylaşımı

Kablosuz yönlendiricinin diğer önemli bir özelliği ise EZPrint_Share denilen tümleşik yazıcı paylaştırma özelliği. Ağınıza ilave bir yazıcı sunucu almanıza gerek kalmıyor. WL-520gU, piyasada en çok satılan Canon, HP, Epson, ve diğer markaların yazıcı modellerinin çoğuna yazıcı paylaştırma desteği veriyor

Türkiye'nin ilk insansız helikopteri: Malazgirt


TSK insansız uçaktan sonra insansız helikoptere hazırlanıyor. Türkiye dünyada insansız helikopter kullanan ilk ülke olacak. Tamamen yerli üretim olan Malazgirt isimli helikopter küçüklüğü nedeniyle hedef olma riskinden de uzak.


PKK ile mücadelede İnsansız Hava Araçları'ndan yüksek verim alınmasından sonra bu kez de yerli üretimi olan “İnsansız Hava Helikopteri” devreye sokuluyor. 15 kilometre menzile sahip ve 10 bin fitten uçabilen İnsansız Hava Helikopteri, Türk Silahlı Kuvvetleri mensuplarının da katıldığı testlerde tam puan aldı. Yapılacak anlaşmadan sonra insansız helikopterin üretimi için start verilecek. Böylece Türk ordusu, dünyada insansız helikopteri kullanan ilk ordu olacak.


AĞIRLIĞI 5 KİLOGRAM


İnsansız uçağa göre çok daha küçük olan İnsansız Hava Helikopterleri 500 ile bin fit arasında net görüntü ve ses iletebilirken, havaalanı dışında uygun arazi ve mekanlara iniş ve dik kalkışlar yapabilme özelliklerine sahip.


4-5 kilogram ağırlığında olan İnsansız Hava Helikopteri, yazılım, elektronik donanım ve tasarımı tümüyle Türk mühendisler tarafından gerçekleştirildi.


Dik iniş ve kalkışları ile koordinatları verilen hedeflerden yüksek kaliteli ses ve görüntü aktarmasıyla beğenilen helikopterlerin TSK'nın ihtiyaçları doğrultusunda üretilmesi için hazırlıklara başlandı.


TÜRKİYE İLK OLACAK


İnsansız Hava Araçlarına olan ilgi artarken, bu alanda İsrail, ABD ve Almanya tarafından üretimi gerçekleştirilen uçaklar kullanılıyor. Bir Türk firması tarafından tasarımı ve yazılımı gerçekleştirilen helikopterlerin üretimi gerçekleştirildiği taktirde, dünya orduları içinde bu alanda bir ilki oluşturacak.


İnsansız hava uçaklarının sadece havaalanından kalkış yapıp, havaalanına iniş yapabilme özelliği nedeniyle helikopterin bu alanda yeni bir açılım sağlaması bekleniyor. Her türlü arazi koşullarında iniş kalkış yapabilen helikopterler küçük hacimleri nedeniyle, hedef olmaktan da kurtuluyor.


Güneydoğu'nun çetin arazi koşulları nedeniyle Türk Silahlı Kuvvetleri mensupları, bu helikopterlere ilgi gösteriyor. TSK, özellikle operasyonlar sırasında bu helikopterlerle girilmesi zor bölgelere inişi sağlayarak daha detaylı ses ve görüntü aktarmasından yararlanmak istiyor.

TAI'nin uçakları da kısa süre sonra İHA uçaklarının yabancı ülkelerden alımı için görüşmeler sürerken, Türk Havacılık ve Uzay Sanayii (TAI) yerli İHA uçaklarının tasarımı ve üretimi çalışmalarını sürdürüyor. Gece ve gündüz koşullarında ses ve görüntü aktarımı yapması için planlanan yerli IHA uçaklarının, tasarımındaki son pürüzler gideriliyor. İsrail IHA uçaklarından yüksek irtifalara ulaşması amaçlanan yerli IHA uçaklarının gece ve gündüz şartlarından 30 bin fite çıkması amaçlanıyor. TAI'nın üreteceği İHA uçakları 5 kilometrelik bir alandan görüntü ve ses aktaracak.


Yeni insansız uçaklar geliyor


Mayıs ayında TSK'nın talebi üzerine Başbakan Recep Tayyip Erdoğan'ın talimatı ile insansız hava uçağı alınması için temaslar yoğunlaştırıldı. Uçağın üretiminin zaman alması üzerine İsrail'den bir yıllığına kiralanan uçak, Batman'a getirildi. Temmuz ayında yerleştirilen ve İnsansız Hava Araçları (İHA) Bölüğü tarafından kullanılan uçaktan, PKK'nın faaliyetlerine dair yüksek çözünürlükte görüntü ve ses alındı. İHA uçaklarından sağlanan görüntü ve sesler yardımıyla bölgedeki operasyonlarda sağlanan başarı üzerine TSK, hükümete İHA uçaklarının alınması için başvuruda bulundu.


10 bin metre irtifa ve 2 bin 500 metre menzile sahip olan İnsansız Hava Uçakları, bin fitten yüksek kaliteli görüntü ve ses aktarabiliyor. TSK'nın Batman'daki İHA uçağından elde ettiği yüksek verim üzerine İHA uçaklarının alımı için yaptığı talep hükümet tarafından işleme konuldu. Bu amaçla bütçe dışı kalemlerden 100 milyon dolar para aktarıldığı öğrenildi.

İşte insansız helikopter Malazgirt'in özellikleri
Yerli üretim Malazgirt helikopterlerinde öne çıkan dört özellik şöyle:

Otopilot sistemi
Yer kontrol istasyonu
Helikopter simülasyon sistemi
Helikoptere özel donanım şifreli haberleşme, telemetre ve digital resim haberleşmesi

1300 dereceye ve dinamite dayanan “mucize madde”

ABD’li bilimadamları ’mucize madde’olarak adlandırılan “aerojel”i geliştirdi. Bu maddenin özellikleri sizi de çok şaşırtacak.

ABD’li bilimadamları, dünyanın en hafif katı maddesi olmasına rağmen yüksek ısıya dayanıklılığı nedeniyle ’mucize madde’olarak adlandırılan “aerojel”i geliştirdi. Madde, silikonun suyunun alınması ve içine karbodioksit yerleştirilmesiyle üretiliyor.
Uzmanların “donmuş duman” adını verdikleri aerojel, kurşun geçirmiyor, 1 kilogram dinamitin patlamasından etkilenmiyor ve 1300 dereceye kadar sıcaklıktan ve -120 dereceye kadar soğuktan koruyabiliyor.

Nerelerde kullanılacak?
Aerojel, üzerinde bulunan ve büyüklüğü milimetrenin milyarda biri olan milyonlarca delik sayesinde sünger vazifesi de görüyor. NASA, Mars’a göndereceği astronotların kıyafetlerini bu maddeden yapmayı. Patlamaya dayanıklı olması nedeniyle ev yalıtımlarında ve zırhlı araçlarda kullanılması düşünülüyor. Ayrıca aerojelin tenis raketlerinden, otomobil tamponuna, amortisörlerden kurşun geçirmez yeleğe kadar birçok alanda rol oynayacağı düşünülüyor. Maddenin başarısızlığa uğradığı tek ise moda sektörü oldu. Hugo Boss’un bu maddeyi kullanarak hazırladığı ceketler, ’aşırı sıcak tuttuğu’gerekçesiyle piyasadan çekildi.

CD çalarlı mp3 player

Kore'li Yong-Seong Kim, CD çalarlı mp3 player geliştirdi. Mp3 çalar ortadan ikiye açılıyor ve arasına CD yerleştiriliyor.

Koreli Yong-Seong Kim’in tasarladığı alet, ortadan ikiye açılıyor ve arasında CD yerleştiriliyor. Seyahat ederken müzik arşivini yanında taşımlak isteyenler kişiler için ideal.

Korsan yazılıma büyük darbe


Çin polisi ve Amerikan Federal Soruşturma Bürosu’nun (FBI) Çin’in güneyinde birlikte gerçekleştirdikleri operasyonda korsan yazılım üreten ve satan çeteler ele geçirildi. Suç şebekelerinin aralarında Windows XP ve Windows Vista’nın da bulunduğu Microsoft’un 13 yazılımını 8 dilde üreterek, 27 ülkeye dağıttıkları anlaşıldı.

Toplam değeri 500 milyon dolara ulaşan korsan yazılımların ele geçirilmesi Microsoft tarafından, “Tüm dünyada korsan ürünlerin sayısını hissedilir şekilde azaltacak bir operasyon” ve “korsan yazılımlara karşı mücadelede bir dönüm noktası” olarak nitelendirildi.

Çin polisi ve Amerikan Federal Soruşturma Bürosu (FBI) tarafından, yazılım korsanlarına karşı iki yıldır sürdürülen bir operasyon Çin’in güneyindeki Guangdong eyaletindeki Şangay ve Şenzen kentlerinde iki büyük çetenin çökertilmesiyle sonuçlandı. Toplam 25 kişinin tutuklandığı operasyonda 500 milyon dolar değerinde korsan yazılım CD’si ele geçirildi. Microsoft, yapılan operasyonu “Korsan yazılımlara karşı mücadelede bir dönüm noktası” olarak nitelendirdi.

En büyük korsan yazılım çetesi çökertildi

Yapılan operasyonlarda çökertilen çetelerden birinin, kendi alanında en büyük grup olduğu belirtiliyor. Bu şebekenin bugüne kadar 2 Milyar dolar tutarında korsan yazılım ürettiği tahmin ediliyor.

Aralarında Windows XP ve Windows Vista’nın da bulunduğu toplam 13 programın yazılım bileşenlerinin, lisans sözleşmelerinin ve 8 dilde hazırlanmış versiyonlarının bu şebeke tarafından yasadışı yollarla üretildiği belirlendi. Hırvatça, Flemenkçe, İngilizce, Almanca, İtalyanca, Korece, Çince ve İspanyolca dillerinde üretilen sahte yazılımlar, 5 kıtada 27 ülkede kurumsal ve bireysel müşterilere satıldı.


bilgiler de bulunuyor.

Nokia'nın E 50 kullananlar yandı!


Nokia'nın E 50 modelini kullananların başına gelmedik kalmadı. Üretim hatası bu telefonların öyle bir özelliği varki....


Selçuk Tanrısever, gelen aramalarda hoparlör otomatik olarak açıldığı için 500 bin YTL kaybederken eşiyle de boşanmanın eşiğine geldiğini söyledi. İzmirli bir işadamı da 2 milyon dolar kaybetti.



"Nokia'nın E 50 model cep telefonu hayatımı altüst etti. Hem 20 yıllık müşterimi kaybettim. Hem de eşimle boşanmanın eşiğinden döndüm." Bu sözler Adana'nın önde gelen işadamlarından Güney ve Güneydoğu Genç İşadamları Federasyonu Başkanı (GİAF) Selçuk Tanrısever'e ait.
Nokia'nın işadamlarına yönelik ürettiği E 50 serisi, kullanıcılarının kâbusu oldu. Teknik bir arıza içeren telefonlarda, gelen aramalar yanıtlandığında otomatik olarak hoparlör açılıyor ve kilitleniyor. Karşı tarafın sesini bir anda tüm çevrenizdekiler duymaya başlıyor. Telefonu ancak bataryasını çıkartarak kapatabiliyorsunuz.


Nokia E 50 yüzünden başı ağrıyan tek işadamı Tanrısever değil. İsminin açıklanmasını istemeyen İzmirli bir işadamı da yılda 2 milyon dolar mal satacağı müşterisini Nokia E 50 yüzünden kaybetti. Sorunun birçok kişiyi mağdur ettiğini duyan Tanrısever, başkanı olduğu GİAF üyeleriyle irtibata geçip mağdurları tespit ediyor. Tanrısever, 550 üyesi olan federasyondan en az 10'a yakın mağdur çıktığını söylüyor.
Nokia, 2006'da "For Business E 50" ismini verdiği cep telefonlarını işadamlarına yönelik olarak piyasaya sürdü. Gelişmiş ajanda sistemi, yüksek çözünürlükte fotoğraf ve internet kullanımını kolaylaştıran özelliklere sahip E 50, kısa sürede birçok işadamının cebine girmeyi başardı. Ancak bu telefon işadamların kâbusu oldu. Kiminin evliliği tehlikeye girdi, kimi ise milyonlarca YTL zarara uğradı.


'Müşterim hakaretleri duydu'
Çünkü telefon, bugüne kadar görülmemiş bir teknik arıza içeriyor. Gelen aramaların yüzde 30'unda yanıtla tuşuna bastığınızda telefon hoparlör sistemine geçiyor. Karşı tarafın sesi bir anda herkes tarafından duyulmaya başlıyor. Telefon aynı anda kilitlendiği için de tuşa basıp aramayı sonlandırmak mümkün değil. Tek çözüm bataryayı çıkarmak. Tabii bataryayı çıkarana kadar karşı tarafın tüm konuşmaları etrafta duyuluyor. Nokia'ya maddi ve manevi tazminat davası açmaya hazırlanan GİAF Başkanı Selçuk Tanrısever, telefonu yaklaşık 1 yıl önce aldığını söylüyor. "İşadamlarına hitap ettiği için bu telefonu aldım" diyen Tanrısever, başına gelenleri şöyle anlatıyor: "Telefonun sık sık ekranı kilitleniyordu. İlk başlarda pek önemsemedim. Daha sonra yaklaşık 500 bin YTL'lik çekini ödemekte zorlanan bir müşterim ile yemek yiyorduk. Borcunu tam ödemek üzereyken telefonum çaldı. Arayan muhasebe müdürümdü. Telefonu açar açmaz hoparlör de açıldı. Muhasebe müdürüm durumdan habersiz, karşımda oturan müşterimin ismi de vererek 'O şerefsiz borcunu ödemiyor mu hâlâ' benzeri bir sürü şey söyledi. Telefon kilitlendiği için kapatmam imkânsız hale geldi. Hemen bataryayı çıkarmayı denedim. Tabii uzun bir süre adam kendine edilen hakaretleri duydu. Sonuçta ben paramı tahsil edemediğim gibi 20 yıllık müşterimi de kaybettim."


Nokia E 50, Tanrısever'in özel hayatında da sorunlara yol açmış. Tanrısever eşiyle yaşadığı ve boşanmanın eşinden döndüğü olayı da şöyle anlatıyor: "Eşimle tatile giderken aynı sorunu tekrar yaşadım. Arayan sigorta işlerimizi yapan bir bayandı. Yine telefon hoparlöre geçip kilitlendi. Karşıdaki bayan samimi konuşunca da eşimle aram açıldı. Telefonu geri götürdüğümde bu seride böyle bir hata söz konusu olduğu kabul edildi. Tam 6 kez telefon servise gidip geldi ama sorun değişmedi. Ben tüm bu sorunlar için maddi ve manevi tazminat hakkımı kullanacağım."


2 milyon dolar kaybettiİsmini açıklamak istemeyen İzmirli bir işadamının başına gelenler de Tanrısever'in yaşadıklarını aratmıyor. "Bu telefon yüzünden 2 milyon dolar kaybettim" diyen işadamı da yaşadıklarını şöyle anlatıyor. "Fuar sırasında İspanyol bir şirketin Türkiye temsilcisi ile çok güzel bir anlaşma yaptık. 1 yıl boyunca yaklaşık 2 milyon dolarlık mal satacaktık. Anlaşmanın son ayrıntılarını tamamlamak için müşterimizle tekrar bir araya geldik. Tam bu sırada imzayı atıp atmadığımızı merak eden ortağım aradı ve 'Kekliği avladın mı' tarzı bir sürü söz etti. Bunu duyan müşteri direkt olarak masadan kalkarak gitti."
'Ürünü değiştiriyoruz'Nokia Pazarlama Müdürü Çiçek Uyansoy, "Sorunu giderilemeyen Nokia E 50'leri yenisiyle değiştiriyoruz. Kullanıcılar böyle bir sorunla karşılaştığında Nokia servislerine iletsinler. Hatalı ürünlerin geri çağrılması konusunda Nokia Türkiye ofislerinin bir karar vermesi söz konusu değil. Ama bize gelen Nokia E 50 şikayetleri genele oranla çok abartılı bir rakamı ortaya koymuyor" dedi.

21.5 milyon MSN kullanıcısı var




Microsoft Türkiye Genel Müdürü Çağlayan Arkan, Türkiye'deki bilgisayar sayısının MSN kullanıcılarının yaklaşık üçte biri olduğunu söyledi.




Microsoft Türkiye Genel Müdürü Çağlayan Arkan, Türkiye'de internet kafeler hariç 7.5 milyon bilgisayar bulunduğunu, fakat aktif MSN kullanıcısı sayısının 21.5 milyon adet olduğunu ifade etti. Arkan, "Bu da demek oluyor ki bir kullanıcının birden fazla, hatta ve hatta 3 tane MSN adresi var. Zaten Brezilya ve Amerika'dan sonra MSN kullanımında dünya üçüncüsüyüz. Bilgisayarı genellikle haberleşme alanlarında kullanıyoruz. Bilgi ve eğitim alanlarında kullanım dünya düzeylerinin altında. Microsoft Türkiye, Meksika ve Güney Kore, dünya çapında özel büyüme kategorisine alındı ve bu ülkelerin temsilcileri potansiyel ile performanslarını değerlendirmek için sonbaharda Paris'e çağırıldı" dedi.


600 MİLYON E-POSTA Türkiye'nin bilişim sektöründe gelişmesi için daha çok yol olduğunun altını çizen Arkan, şöyle konuştu: "Fakat haberleşme alanlarına baktığımızda 16 milyon Hotmail abonesiyle dünya altıncısıyız. Günde ortalama 600 milyon e-posta gönderiliyor. 10 milyon MSN Space kullanıcısıyla ilk ondayız. Haziran ayında Türkiye MSN'de toplam 3.5 milyar adetlik konuşma penceresi açıldı. Kullanıcıların listelerindeki ortalama kişi sayısı 106. Bu sayıyla Türkiye, Avrupa'da İspanya'dan sonra ikinci sırada." Korsan yazılım kullanımının tamamen kültürel olduğuna değinen Arkan, bu alışkanlıkla mücadele için en önemli öncülüğün devletin bu konuya sahip çıkmasında ve entelektüel sermayenin değer kazanmasında gördüğünü vurguladı. Arkan, yapılan araştırmalar sonucunda Türkiye'de korsan yazılım kullanım oranının yüzde 65 seviyelerinde olduğunu, dünyada bu oranın yüzde 35, Ortadoğu Bölgesi'nde ise yüzde 57'de kaldığını ifade etti.
'YAZILIM % 120 BÜYÜR' Arkan, Türkiye'de korsan yazılım oranının yüzde 10 düşürüldüğü taktirde yazılım sektörünü yüzde 120 büyüyerek 5.3 milyar dolar büyüklüğe ulaşabileceğini, 36 bin kişiye istihdam yaratabileceğini ve Gayri safi milli hasılaya (GSMH) 1 milyar dolar katkı sağlayabileceğini ifade etti. Türkiye'de bilgisayar alınca insanların hayatlarının değişmediğini ifade eden Arkan, diğer ülkelerde kişilerin istedikleri bütün hizmetleri internet vasıtasıyla karşılayabildiğini belirtti. Arkan, "e-devlet hizmeti diğer ülkelerde insanların hayatlarını kolaylaştırıyor. Bürokrasiyi, kuyruklara girip fatura ödemeyi engelliyor" dedi.

23 Ağustos 2007 Perşembe

XP'den vazgeçilemiyor!




ABD’li bilgisayar üreticisi Dell, ev kullanıcılarına yönelik Windows XP yüklü bilgisayar seçeneklerini artırma kararı aldı.




Şirket, mart sonu itibariyle sadece iki modelle devam ettireceğini duyurduğu XP yüklü ev bilgisayarı seçeneklerini, dört dizüstü ve iki masaüstü modelle genişletiyor. Çoğu şirket gibi Dell de Windows Vista’nın çıkışının ardından XP yüklü bilgisayar üretimini büyük ölçüde azaltmıştı. Dell’in, müşteri fikirlerini aldığı ve değerlendirdiği IdeaStorm internet sitesinde, “XP şimdilik kaldırılmasın” isteğinin geniş bir kullanıcı kitlesi tarafından dile getirilmesi, şirketin kararını gözden geçirmesine neden oldu. Şirket bu talep üzerine; Inspiron dizüstü bilgisayarlarında dört, Dimension masaüstü bilgisayarlarında ise iki modelde yeniden XP seçeneğini sunmaya başladı.

Nokia Tablet PC


Nokia, 770 kodlu modeliyle tablet PC alanına da girdi.


770, işletim sistemi olarak Sybmian yerine özel bir Linux dağıtımı kullanıyor. Öncelikli olarak kablosuz ağlardan internete bağlanma hizmeti sunan model web ve e-mektup konusunda yeni bir kategoriyi oluşturuyor. 230 gramlık Nokia 770'in işletim sistemi güncellenebiliyor. 800x480 çözünürlüklü, 65 bin renkli ekrana ek olarak 64 MB kapasiteli DDR bellek, 128 MB flaş bellek ve MMC kart desteği de standart. Cihazla RSS okuma, görsel radyo (visual radio), PDF okuyucu, MP3, Real ve benzeri birçok popüler dosya formatına destek de sunuluyor. Nokia 770'in yılın son çeyreğinde piyasaya sürülmesi bekleniyor. Nokia, diğer yandan alım gücü düşük kullanıcılara yönelik 65 avroluk 1110 ve 85 avroluk 1600 modellerini de satışa sundu. Radikal

Casper teknoloji üssünü kurdu!


Casper’ın 40 milyon dolara mal olan 34 bin 500 metrekare kapalı alanlı Ümraniye’deki bilgisayar fabrikası Başbakan Tayyip Erdoğan tarafından açıldı.
Casper’ın 40 milyon dolara mal olan 34 bin 500 metrekare kapalı alanlı Ümraniye’deki bilgisayar fabrikası Başbakan Tayyip Erdoğan tarafından açıldı.


Casper, kendi markası ile üreteceği dizüstü ve masaüstü bilgisayarları başta çevre ülkeler olmak üzere yurtdışına ihraç etmeyi planlıyor. Şimdiye kadar daha çok iç pazara yönelik ürün satan Casper, kurduğu fabrikada yılda 1 milyon bilgisayar üretecek. Casper Yönetim Kurulu Başkanı Altan Aras Fakılı, “2007 yılının son çeyreğinde yurtdışına açılacağız. Hayata geçirdiğimiz üretim tesisiyle Türkiye’de ve dünyada Casper adını duyurmak istiyoruz” diye konuştu. Fakılı, 2013 yılında Türkiye dışında 8 ülkede olacaklarını ifade etti. Saatte 600 bilgisayar Geçen yıl 149 bin bilgisayar satışı gerçekleştirdiklerini ve 134 milyon dolar ciro elde ettiklerini belirten Fakılı, bu rakamın hedeflerinin biraz gerisinde kaldığını ve bunun üretim kapasitesinin yetersizliğinden kaynaklandığını vurguladı. Altan Aras Fakılı, yeni üretim tesisinin de devreye girmesiyle, 2007 yılında yeni satış hedeflerini bir önceki yıla göre yüzde 70 büyüme ile 250 bin adede çıkardıklarını belirtti. Fakılı, yeni üretim tesisi ile bir saatte 600, bir günde 5 bin ve bir ayda 100 bin adet bilgisayar üretilebildiğini ifade etti. Fakılı, hali hazırda Suriye, Irak ve Bulgaristan’da düşük miktarlarda satış yapıldığını, bunun yanı sıra 15 ülke hakkında pazar araştırmaları yaparak, aşama aşama uygun ülkelere açılmayı planladıklarını belirtti. Kaynak:Şükrü Andaç/Milliyet


Online televizyon joost yayına başladı!


Skype’ın yaratıcıları tarafından kurulan ve online televizyon yayıncılığı yapan Joost, test dönemi sonrasında yayına başladı. Beta test yayınına Aralık 2006’da başlayan Joost bünyesinde 150 televizyon kanalı bulunuyor. CBS, Viacom ve Turner Broadcasting gibi yayın ağlarından da programlar içeren sitede CSI, Beavis and Butthead gibi popüler dizilerle Charlie’nin Melekleri ve Örümcek Adam gibi klasikler de yayımlanıyor. Kaynak:Şükrü Andaç/Milliyet

İnternetin kontrolüne süper bürokrat!


İnternet Suçlarıyla Mücadele Yasası, bu alandaki boşluğu doldururken eleştirileri de beraberinde getirdi.


Yasa’da çocukların cinsel istismarı ve müstehcenlik gibi konularda Telekominikasyon İletişim Başkanı’na yetki verilmesi "dünyada görülmemiş bir uygulama" olarak değerlendirilirken, özellikle “müstehcenlik gibi sınırları belli olmayan bir konuda başkana “süper yetkiler verilmesi ise eleştirilerin başında yer alıyor. İnternet Suçlarıyla Mücadele Yasası, dün Resmi Gazete’de yayımlandı. Yasanın 6 ay sonra yürürlüğe girmesi hükme bağlanan 8’inci maddesi konunun uzmanları tarafından büyük tepki çekti. Anılan maddeyle eskiden yurt içinde yapılan yayınların erişimi engellenirken, buna yurt dışı yayınları da ekleniyor. Aynı maddede, çocuk istismarı ve müstehcenlik suçunun işlenmesi durumlarında “erişimin engellenmesi kararı re’sen Başkanlık tarafından verilirö denilmesi, daha önce mahkemeler aracılığıyla yapılan bu uygulamada Başkan’a yetki verilmesi “süper yetki olarak nitelendirildi. Özellikle "müstehcenlik" gibi bir konunun bugün bile sınırlarının tartışıldığı belirtilerek, bu konuda İstanbul’da yaşanan bikini reklamlarıyla ilgili tartışmaya dikkat çekildi. Uzmanlar, Telekominikasyon İletişim Başkanı’nın idari bir kişi olduğuna dikkat çekti. Bu tür uygulamaları idari bir kişiye bağlamanın, temel haklarla ilgili bir durum hakkında karar vermesini sağlamanın, hukuki olmadığını belirten uzmanlar, görüş ve düşünce açıklama hakkı, kendini ifade etme hakkının ancak kanunla ve mahkeme kararıyla engellenebileceğine de işaret etti. Uzmanların konuyla ilgili eleştirileri özetle şöyle: “İnternet'in izlenmesi, sansüre uğratılması ve İnternet ortamında kullanılabilen hak ve özgürlüklerin sınırlandırılmasına yönelik mekanizmaların ortaya konulması sonucunu doğuracağı kaçınılmazdır. Oysa İnternet, gelişmiş toplumlarda, düşünce ve ifade özgürlüğünün en somut biçimde uygulama alanı bulunduğu bir ortamdır. Bu nedenle İnternet'in kişisel hak ve özgürlükler kapsamında ele alınması gerekir. Hukuk tarafından getirilecek her düzenleme, ister istemez bir sınırlandırmayı beraberinde getirecektir. Anayasa ve uluslararası anlaşmalar ile güvence altına alınan kişisel hak ve özgürlükler boyutu da gözetilerek, sorunun gerektirdiği ölçüde, etkili ve sorunla orantılı bir düzenleme yapılması, akılcı ve bilimsel olan yol olacaktır. Kaynak: Milliyet

Gençler müziği bilgisayardan dinliyor!


Üniversite öğrencilerinin büyük bir oranı, müziği bilgisayarda dinlemeyi tercih ederken, en çok dinlenen müzik türü Rock.


Yapılan bir araştırmada üniversite öğrencilerinin müzik esirlerini bilgisayarda dinlemeyi tercih ettiği belirlendi. Celal Bayar Üniversitesi öğretim üyesi Prof. Dr. Cengiz Yılmaz ve Ömer Kapancıoğulları tarafından Celal Bayar, Dokuz Eylül, Ege ve İzmir Ekonomi Üniversitesinden 372 öğrenciyle yapılan "Üniversite Öğrencilerinin Müzik Ürünleri ve Edinim Yolları Konusundaki Tercihleri" başlıklı makale, Selçuk Üniversitesi Karaman İktisadi ve İdari Bilimler Fakültesinin son sayısında yer aldı. Öğrencilerin yüzde 56.06’sının çok sık müzik dinlediği, yüzde 28.3’ünün bazen dinlediği belirlenen araştırmada, öğrencilerin yüzde 15.64’ünün ise müzikle profesyonel olarak ilgilendiği, müzik türü tercihleri arasında rock müziğin yüzde 44.35 ile ilk sırada yer aldığı ortaya çıktı. Rock türü müzikten sonra dinleme oranı en yüksek diğer müzik türlerinin ise yabancı ve Türk pop müziğinin geldiği, en az dinlenen müzik türünün ise yüzde 4.83 ile arabesk olduğu belirlenirken, klasik müzik dinleyenlerin oranın ise yüzde 11.02 olduğu saptandı. Öğrencilerin yüzde 33.7’sinin müzik ürünlerini bilgisayarda dinlediği, yüzde 23.84’ünün MP3 çalar kullandığı belirtilen araştırmada, öğrencilerin yüzde 16.85’nin CD çalar ile müzik dinlediği, yüzde 12.47’sinin televizyonda müzik eserlerini dinlemeyi tercih ettiği belirlendi. Kaset çalar ile müzik dinleyenlerin oranının 4.79, pikaplarda müzik dinleyen öğrenci oranının ise yüzde 1.23’de kaldığı ortaya çıktı. Öğrencilerin yüzde 6.3’nün ise cep telefonunu müzik dinlemek için kullandıkları belinlendi. Yüzde 0.82 oranındaki öğrencinin de diğer araçlarla müzik dinlemeyi tercih ettiği belirlendi. Müzik ürünlerini elde ederken Araştırmada, öğrencilerin yüzde 38.7’sinin internetten yasal olmayan yollarla MP3 indirme yoluyla müzik ürünlerini edindiği ortaya çıkarken, bu oranın internetten yasal yollarla MP3 indirenlerin iki katı olduğuna dikkat çekildi. Öğrencilerin yüzde 38.44’ünün müzik mağazalarından müzik ürünü satın aldığı belirlenirken, korsan müzik ürünü alan öğrenci oranının ise yüzde 10.75 olduğu belirlendi. Öğrencilerin yüzde 48.88’nin internet kullandıktan sonra müzik ürünü alımının azaldığı, yüzde 40.51’nin değişmediği, yüzde 10.61’nin ise arttığı belirlenen araştırmada, öğrencilerin yasal albümü tercih etmemelerinin en önemli nedeninin ekonomik olduğu ortaya çıktı. Üniversite öğrencilerinin yüzde 87.29’unun yasal albüm satış fiyatını pahalı bulduğu, öğrencilerin yüzde 60’ına yakının internet üzerinden müzik ürünü paylaşımı yaptığı da saptandı. Kaynak:Selçuk Aval/ Milliyet

Öğrencilere e-posta adresi!


İlköğretim okullarının dört ve beşinci sınıflarında okuyan öğrencilere e-posta adresi verilecek.
Milli Eğitim Bakanlığı (MEB), TTNet ve Microsoft'un, 2007-2008 eğitim öğretim yılının ikinci yarısında ilköğretim okullarının dört ve beşinci sınıflarında okuyan yaklaşık 2,5 milyon öğrenciye e-posta adresi vermek için bir proje başlattığı bildirildi.


TTNet'ten konuya ilişkin yazılı açıklamada, Türkiye'de 16 milyonun üstünde kullanıcıya ulaşan internetin toplumun geneline yayılmasını amaçlayan projeyle, birkaç yıl içinde 10 milyondan fazla öğrenciye sağlam ve güvenli birer e-posta adresi verilmesinin planlandığı kaydedildi. Açıklamada, daha önce okullarda bilgisayar derslikleri kurulması ve ADSL bağlantısı sağlanması yönünde çalışmalar yapan MEB'in, TTNet ile gerçekleştireceği bu proje çerçevesinde öğrencilerin, Microsoft Outlook Exchange Web Access çözümü kullanacakları belirtildi. Verilen bilgiye göre, okulların, öğrenciler ve ebeveynleri ile etkileşiminin güçlendirilmesini amaçlayan proje kapsamında her öğrenciye, okul koduna göre elektronik posta adresleri verilecek ve bu adresler öğrenci liseyi bitirinceye kadar ona ait olacak. MEB ayrıca eğitsel ve bilgilendirme amaçlı çalışmaları ile anket veya internet tabanlı araçlarla gerçekleştireceği etkinliklerini de bu hizmet üzerinden sunabilecek. Kaynak:Milliyet

'Şeker Kız Candy' porno yıldızı oldu!


'Şeker Kız Candy' adlı film yarın vizyona giriyor. İsmi bir dönemin en çok izlenen çizgi dizisiyle aynı ama filmde şeker bir kızın değil, bir porno yıldızının öyküsü anlatılıyor. Üstelik Carmen Electra'nın yorumuyla....


ø Filmle ilgili detaylı bilgi için tıklayın!


Yönetmenliğini Stephen Surjik'in yaptığı 'Şeker Kız Candy' (I Want Candy) adlı film yarın sinemalarımızda gösterime giriyor. Filmin ismi bir döneme damgasını vuran çizgi diziyle aynı ama hikaye çok farklı. Başrolünde Carmen Electra'nın rol aldığı filmde, şeker bir kızın değil son derece güzel ve seksi bir kadının öyküsü anlatılıyor; porno yıldızı Candy Fiveways'in...ÖYKÜSÜ EROTİK VE KOMİKİngiliz usulü erotik komedide tek hayalleri film çekmek olan Joe (Tom Riley) ve Baggy (Irene Alano) adlı iki arkadaşın, hayatlarının fırsatı karşılarına çıkınca komik macera da başlıyor. Ellerinde bir başyapıt olduğuna inandıkları senaryolarıyla Londra'ya giden ikili, Doug (Eddie Marsan) adında bir yapımcıyla tanışıyor. Doug'un filmi ancak başrolde porno sektörünün gelmiş geçmiş en büyük yıldızı Candy Fiveways'in oynaması şartıyla çekeceğini söylemesi üzerine, şaşkın ikili kendilerini akıl almaz bir maceranın ortasında buluyor.SEKSİ AMA BAYAĞI DEĞİL! 'Şeker Kız Candy'nin yapımcılarından Piers Thompson, senaryoyu okudukları anda Candy rolü için akıllarından geçen ilk ve tek ismin Carmen Electra olduğunu söylüyor ve ekliyor: "Bu rol için Carmen'den başkasını düşünmedik. Çünkü 'Carmen Electra filmimizde bir porno yıldızını canlandırıyor' dediğimizde insanlar bunun seksi ama bayağı olmayan, sempatik bir film olduğunu anlıyor."

"Devir teslim aynı gün törensiz olacak"

Başbakan Erdoğan, AKP Merkez Yürütme Kurulu'nda, Gül'ün seçilmesi halinde aynı gün yemin edeceğini, ardından da Cumhurbaşkanı Sezer'in isteği doğrultusunda, devir teslimin törensiz yapılacağını açıkladı.
AKP Merkez Yürütme Kurulu'nda, cumhurbaşkanlığı devir teslim töreni ile hükümet programına ilişkin süreç netleşti.Toplantıda, yeni hükümetin vakit geçirilmeden cumhurbaşkanına sunulmasına karar verildi.Meclis Başkanlığı ile temasa geçen AK Parti yönetimi, 1 Eylül'de hükümet programının Meclis'te okunmasını, 6 Eylül'de de güven oylamasının yapılmasını istiyor.Sürecin normal işlemesi durumunda, Meclis'in 1 Ekim'e kadar tatil edilmesi de karara bağlandı. Toplantıda, sivil Anayasa taslağı üzerinde çalışacak parti komisyonu da oluşturuldu.Dengir Mir Mehmet Fırat başkanlığındanki komisyonda, Cemil Çiçek, Ertuğrul Günay, Burhan Kuzu ve Zafer Üskül gibi isimler görev alacak.Komisyonun hazırladığı metin, sivil toplum kuruluşları ve siyasi partilere gönderilecek.Anayasa değişikliği ile ilgili çalışmaların hızla tamamlanmasını isteyen Başbakan Erdoğan'ın "Yeni Anayasa'nın halkoyuna sunulması daha doğru olur" dediği öğrenildi.(cnnturk.com)



MSN Güney Kore sitesi hack’lendi


Kore sitesinin hacker’ların saldırısına uğradığını açıkladı. Hacker’ların MSN Güney Kore kullanıcılarının şifrelerini sızdırdığı belirlendi. Microsoft, MSN’in Güney Kore sitesinin temizlendiğini ve şifreleri sızdıran kötü niyetli yazılımın silindiğini duyurdu. Yazılım devi şu aşamada şifresi çalınan kullanıcıları tespit etmeye çalışıyor. İnternet yaygınlığında dünya lideri Güney Kore’de MSN de en sık ziyaret edilen sitelerden biri. MSN Güney Kore, ABD’deki orijinali gibi finansal servisler, ev ve otomobil alım satımı gibi alanlarda faaliyet gösterdiğinden, sitede birçok kullanıcının kişisel şifrelerini saklanıyordu. Microsoft sözcüsü çalınan şifrelerle ilgili olarak kullanıcılardan olumsuz bir geri bildirim almadıklarını söyledi. MSN Güney Kore sitesi, diğerlerinden farklı olarak Microsoft’un Etimes adlı bir işortağı tarafından yürütülüyordu. Güney Kore bilişim polisi ve Microsoft uzmanlarının yaptığı ortak soruşturmanın ardından, Microsoft sözcüsü, Güney Koreli işortağının gerekli güvenlik yazılımlarını yerine getirmediğini dile getirdi. Microsoft sitenin işletim sisteminin yamanmamış olduğunu ve mevcut açıkların güvenlik sorunu yaratmış olabileceğini belirtti. MSN.KR OLAYI ANASAYFADAN DUYURMADIMSN Korea’dan yapılan açıklamada ise, siteye yapılan saldırıda hacker’ların ‘Malware’ adlı bir pop-up yazılım yükledikleri ve kullanıcıların buna tıklamalarını sağladıkları belirtildi. Ancak MSN Güney Kore, kullanıcılarını bilgilendirmek üzere anasayfada hacker olayı ile ilgili herhangi bir haber yayınlamadı. Microsoft’un olayı kabul etmesi üzerine haber, ülkeye yabancı ajanslar kanalıyla girdi. Microsoft’un MSN sitesinin hacker saldırısına maruz kalması, bilişim devinin güvenlik sorularını bir kez daha gündeme getirdi. Windows işletim sistemleri ve Internet Explorer tarayıcısı sık sık güvenlik açıkları nedeniyle eleştiriliyor. (NTVMSNBC)

Japonlardan İşçi-Robot


Robotlar Hayatımıza Girmeye Hazırlanıyor..Bilim-kurgu filminden çıkmışa benzeyen 1,60 metre boyunda 68 kilo ağırlığındaki "HRP-3" adlı robot, kumlu yamaçta hareket edebiliyor, bardaktan boşanırcasına yağan yağmur altında çalışabiliyor.
"HRP-3", aralıksız 2 saat yürüyebiliyor, tornavidayı insan gibi hareket ederek gayet başarılı şekilde kullanabiliyor. Robot, 42 eklemi sayesinde insan vücudunun yapabileceği birçok hareketi yapıyor.
Robotun 2010'a doğru satışa çıkarılması planlanıyor. Yaklaşık 95 bin avroya satışa sunulması beklenen robotun en büyük müşterisinin, inşaat firmaları olacağı sanılıyor.

F Klavye mi Q Klavye mi ?


Piyasada F klavye bulmak çok zor. Tartışmanın kökeninde dil endişesi var.Piyasada F klavye bulmak neredeyse imkansız hale geldi. Okullarda F klavye öğretilse de piyasada Q klavye kullanılıyor. Her iki taraf da haklı olduklarını gerekçeleriyle açıklıyor. Ancak şu bir gerçek ki F klavye bulmak çok zor artık. Tartışmanın kökeninde internetin yaygınlaşmasıyla birlikte Türkçenin bozuk kullanımı yatıyor. İşte tartışma da burada kopuyor. Türkçenin bozulma endişesi karşısında F klavye bir umut olarak görülüyor.F klavyeciler Türkçeye en yakın dilin bu olduğunu savunuyor.. Q klavyeciler ise uluslararası olduğu ve yeniliğe açık olduğu için tutuyorlar.Neden F klavye? "Türkçe için en uygun klavye biçimi. En çok kullanılan a,e,i,u gibi ünlü harflere hemen ulaşılır. Bunun dışında genel olarak klavyenin sol tarafında ünlü harfler, sağ tarafında ünsüz harfler bulunur. Böylece yazımda olağanüstü bir hız ve rahatlık sağlanır. Türkçede genel olarak sessiz harfler ve sesli harfler sözcük / tümce içinde hemen hemen eşit sayıda bulunduğu için, klavye bu harfleri her iki ele de eşit miktarda dağıtır. Bu iş bölümü sayesinde yorulmak nedir bilmeden saatlerce tıkır tıkır yazı yazılabilir. Q klavye İngilizce için tasarlandığından bu avantajların hiçbirine sahip değildir. Bu yüzden el, Türkçe karakterlerde hem f klavye hızına yetişemez, hem de herhangi bir ele fazla yüklenme olduğu için çabuk yorulur. Serce ve yüzük parmakları elimizin en "afonksiyonel" parmakları olmasına karşın Türkçede en fazla kullanılan harflerden biri olan " a " q klavye´ de sol serce parmağına denk gelir. Yine q klavye için; Türkçe´de en az kullanılan harflerden biri olan " j " elin en aktif parmağı olan sağ işaret parmağına denk gelmektedir. Bunun gibi bin bir dezavantaj sayılabilir. Türkçede bir çok sözcük q klavye için en pasif parmaklara dağılır. Bu yüzden q klavyede 10 parmak Türkçe karakter girmek deveye hendek atlatmaya benzer." Neden Q klavye? Uluslar arası yaygın kullanıma sahip, dünya çapında standartlaşmış, ortak klavye biçimi. Daktilo ve bilgisayarın dışındaki diğer yeni teknoloji ürünleri ile de uyumlu. Gideceğiniz ülkeye göre yabancılık çekmeden kolayca kullanabileceğiniz, yeni teknoloji kullanımının olmazsa olmazı. Her yenilik çıktığında hemen kullanabilmenizi sağlayan, farklı bir dil desteğini içeren sürümünün çıkmasını beklemenize gerek bırakmayan, yazım ön koşulu. Bir de doğal olarak halkımızın yeniliğe açık olmasının ve yeni teknolojiyi hemen kullanma isteğinin doğal sonucu.

YouTube Davası


Google'ın sahibi olduğu YouTube video sitesi telif haklarını ihlal ettiği iddiasıyla dava ediliyor.İngiliz Premier League'i ve Finlandiya Futbol Federasyonu, Google'ın sahibi olduğu YouTube video sitesini telif haklarını ihlal ettiği iddiasıyla dava ediyor.Marketing Türkiye'de yer alan habere göre, İngiliz Premier League takımlarının YouTube'a açtığı toplu davaya yeni davacılar da müdahil oluyor. ABD'nin en büyük müzik yayıncısı ABD Ulusal Müzik Yayıncıları Birliği (National Music Publishers' Association), İngiliz Rugby Football League (Ragbi Ligi) ve Finlandiya Futbol Federasyonu da YouTube'a karşı açılan davaya katılıyor.Davacılar YouTube'un telif hakkı ödemeden telifli içeriği internette yayınlayarak gelir ettiğini savunuyor. YouTube'un sahibi Google ise sitenin işleyişinin mevcut kanunlara uygun olduğunu savunuyor. Daha önce de dünyanın en büyük müzik televizyonu MTV kanalının sahibi Viacom, Google ve YouTube aleyhine 1 milyar dolarlık dava açmış ve sayısı yüzbinleri aşan telifli video kliplerinin internetten çekilmesini talep etmişti.

iPHONE


Ünlü Norveçli hacker DVD Jon, iPhone'un operatör desteği olmadan da müzik ve internet özelliklerini kullanabilmeyi başardığını iddia etti.
Daha önce DVD'nin koruma kodlarını da kırmayı başaran ve "DVD Jon" adı ile bilinen 23 yaşındaki Johansen, ABD'de ve dünyada çalışması için AT&T operatör desteğine ihtiyaç duyan iPhone'u, konuşma özelliği dışında bu operatörün desteği olmadan çalıştırdığını iddia etti.
DVD John, iddiasını internette kendisine ait günlükte yayınladı. DVD John, 3 Temmuz'da, "So Sue Me" (Hadi beni dava et) başlığı ile yayınladığı günlükte, iPhone'dan tıpkı iPod gibi müzik dinleyip, Wi-Fi özelliğini kullanabildiğini fakat konuşma işlevini yerine getiremediğini açıkladı.
Günlüğünde, bu konuda kafa yoranlar içinteknik detayları da yayınlayan DVD Jon, bahsettiği kırma işleminin sağlanabilmesi için gerekli yazılımların linklerini de veriyor.
AT&T yetkilileri, iPhone'un kırılması ile ilgili iddialara doğrudan yanıtlar vermezken; iPhone'dan maksimum performans alınması için, ürünün AT&T şebekesi ile etkinleştirilmesi ve Apple ile yaptıkları iki yıllık anlaşma gereğince ürünün AT&T desteği olmadan kullanılmasının suç sayılacağını belirtiyor. Apple yetkilileri ise DVD Jon'un iddiası ile ilgili henüz herhangi bir açıklama yapmadılar.

ADSL


Kullanmadığı ev telefonuna abone olarak her ay sabit ücret ödemek zorunda kalan tüketici, uygulamanın kaldırmasını istiyor
Türk Telekom'un (TT) ADSL'e abone olmak için, ev ya da iş telefonu aboneliğini zorunlu tutması tartışma yarattı. Teknik olarak gerekli olmamasına rağmen, kullanmadığı ev telefonuna abone olmak ve her ay 8 ila 12 YTL civarında sabit ücret ödemek zorunda kalan tüketici, TT'nin bu uygulamayı kaldırmasını istiyor.
2003'te sadece 15 bin olan ADSL abonesi 2007 ortasında 4 milyona yaklaştı. TT, yıl sonunda 5 milyon kişiyi ADSL ile internete bağlamayı planlıyor. TT'nin uygulamasında kişi sadece ADSL hizmeti istese dahi evine zorunlu olarak ev telefonu da bağlanıyor ve aylık 8 ile 12 YTL arasında değişen vergi ve sabit ücreti ödemeye mecbur bırakılıyor.
Oysa TT'nin altyapısı telefon hizmeti istenmediği durumlarda sadece ADSL hizmeti sunabilecek durumda. ADSL için sabit telefon hattının gerekmediğini kabul eden TT yetkilileri ise sabit ücretlerin kurumun altyapısına yapılacak yatırımlar için gerekli olduğunu savunuyor.

Tüketici Yasası'na aykırı
Uygulamanın bir dayatma olduğunu belirten Tüketiciler Birliği Başkanı Bülent Deniz, "Tüketici Hakları Yasası'na göre bir malın satışı, başka bir malın satışına dayatılamaz. Uzmanlardan oluşan bir ekiple yaptığımız araştırmada ADSL için zorunlu sabit telefon hattına gerek olmadığını saptadık. Biz bu araştırmayı yaptığımız sırada Kocaeli'nde bir tüketicinin yaptığı itiraz da doğru bulundu. Ama TT bunu çeşitli bahanelerle uygulamayı erteliyor ve dayatmacı uygulamasını sürdürüyor" dedi.
Serbest Telekomünikasyon İşletmecileri Derneği (TELKODER) Genel Sekreteri Tanju Erkoç ise Avrupa'daki uygulamanın Türkiye'de de hayata geçmesi gerektiğini belirtti. Avrupa'da "çıplak ADSL" denilen bir sistem olduğunu ve bu sayede tüketicinin isterse sadece ADSL abonesi olabildiğini kaydeden Erkoç, "TT'nin de benzer bir uygulamaya geçmeli. TT zaten çok kâr eden bir kurum ve sabit ücret dayatmasına gerek yok. Özellikle Türkiye gibi gelişmekte olan bir pazarda bu konular önem arz ediyor. Tüketici derneklerinin bu konunun üzerine gitmesini istiyoruz. Gerekirse biz de dava açabiliriz" diye konuştu.

Cep Telefonu Dinlemeye SON!


Satışı için izin beklenen Gold Lock isimli program ile cep telefonları dinlenebilmesini imkansız hale gelecek. Teknosafe isimli firmanın pazarlama müdürü Ersin Özkan, bir İsrail firmasından Gold Lock isimli programın Türkiye distribütörlüğünü aldıklarını ve programın satışı için izin beklediklerini söyledi. Program nasıl çalışıyor? ''Program, cep telefonlarının dinlenmesine karşı iki kat güvenlik duvarı oluşturmakta. 1024 bit asimetrik ve 256 bit simetrik şifreleme sayesinde telefonların dinlenebilmesi imkansız hale gelmekte. İngiliz Colombia Üniversitesi'nin hazırladığı bir rapora göre 1024 bit şifrelemeyi bir saniyede 1 milyon işlem yapan bir bilgisayarın çözebilmesi için 300 milyar yıl gerekmekte. Şifrelemeye geçiyor Üstelik, bu sistemde her telefon görüşmesinde farklı şifreleme yapılmakta. Böylece telefonun dinlenebilmesi imkansız hale gelmektedir. Program ile birlikte cep telefonu iki modlu olarak çalışmaktadır. Birinci modda normal görüşmeler yapılabilmekte, ikinci modda ise sadece kriptolu görüşmeler yapılmakta. Kriptolu görüşme için karşı taraftaki telefonda da güvenlik programının yüklü olması gerekmekte.'' Fiyatı 1000 dolar Programın symbien işletim sistemli tüm cep telefonlarına yüklenebileceğini ifade eden Özkan, ürünü 1000 dolardan piyasaya sunmayı planladıklarını söyledi. Piyasada izinsiz olarak çok daha düşük güvenilirlikli programların 3-4 bin avro fiyat ile satıldığını öğrendiklerini kaydeden Özkan, kendilerinin satışa sunacağı ürünün ise çok daha ekonomik olduğunu sözlerine ekledi Kaynak: İnternet Haber

BlackTrack2


Blacktrack şu an piyasadaki en iyi güvenlik eğilimli distrodur. Yeni versiyon bir dizi güzel aksiyon içeriyor. Ancak bence yeni versiyonun en güzel tarafı Intel wireless kartları için default olarak patchli driverlar kullanıyor. Bu sayede kendimiz patchlemeden, direk sniffing ve packet injection yapabiliyoruz! Nihayet. Muhtemelen ihtiyacınız olacak diğer araçları da içerisinde bulacaksınız.
Yeni Teknoloji:* Artık paketler Slax 6 LZM formatında , daha çok yer ve daha stabil bir ortam sağlıyor* Özel hazırlanmış Kernel 2.6.20 üzerinde çalışıyor* Apple yamaları uygulandı* Geniş Kablosuz Ağ Kartı desteği* Lorcon Wifi / Metasploit entegrasyonu* Wireshark Wifi Frame Injection yaması* Japanese Input desteği* 300′ün üzerinde güncellenmiş güvenlik araçları* VoIP ile ilgili yeni bir bölümAyrıca yeni kablosuz ağ sürücüleri eklenmiş:* madwifi-ng (Patched for Injection)* hostap (Patched for Injection)* prism54 (Patched for Injection)* bcm43xx (Patched for Injection)* rtl8180 (Patched for Injection)* rtl8187 (Patched for Injection)* ipw2200 (Patched for Injection)* rt2570 (ASPj’s Drivers)* rt2500* rt61* rt73* ipw2100* ipw3945* acx100* zd1211rw
Ekran görüntüleri:
http://img106.imageshack.us/img106/8001/screenshot4ya1.png
http://img45.imageshack.us/img45/4746/screenshot5tv3.png
Download:
Mirror 1 - provided by SWITCHmirrorhttp://mirror.switch.ch/ftp/mirror/backtrack/bt2final.isoMD5: 990940d975f13d8418b0daa175560ae0
ftp://mirror.switch.ch/mirror/backtrack/bt2final.isoMD5: 990940d975f13d8418b0daa175560ae0
Mirror 2 - provided by Universität Mannheimftp://swtsrv.informatik.uni-mannheim.de/pub/linux/distributions/BackTrack/bt2final.isoMD5: 990940d975f13d8418b0daa175560ae0
Mirror 3 - provided by Belnethttp://ftp.belnet.be/packages/backtrack/bt2final.isoMD5: 990940d975f13d8418b0daa175560ae0
ftp://ftp.belnet.be/packages/backtrack/bt2final.isoMD5: 990940d975f13d8418b0daa175560ae0
Torrent - provided by IRC communityhttp://www.demonoid.com/files/download/HTTP/1052984/6746204MD5: 990940d975f13d8418b0daa175560ae0
Video Tutorial: http://www.offensive-security.com/backtrack.php

Portable Adobe Dreamweaver CS3 [Version 9.0 Build 3453]


Şimdide Flickr Sitesi Yasaklandı


Wordpress sitesinden sonra şimdide http://blog.flickr.com/ ve http://blog.papervision3d.org/ siteleride yasaklandı.. Sitelerin yapısına baktığımızda hepsi blog ve blog hizmeti veren siteler.
Ummadığınız bir sitede bu yazıyı görürseniz hiç şaşmayın “T.C. Fatih 2.Asliye Hukuk Mahkemesi 2007/195 Nolu Kararı gereği bu siteye erişim engellenmiştir.“
Flickr sitesi Çin hükümetinden sonra Türkiye’ninde yasaklar listesine girmiş oldu.

Bir Korsan Partisi Daha

İlk örneği İsveç`te görülen Korsan Partisi, özellikle internet sayesinde yaygınlaşan telif hakları konusundaki esneklik beklentisine yönelik propaganda yapan siyasi bir örgütlenme.
Bu sefer seçimlere katılmayan partinin bir sonraki döneme kesinlikle katılacağı öne sürülüyor. Öte yandan korsan içerik ve kullanımın büyük bir bölümünden mesul tutulan ABD`de de bir korsan partisi kuruldu. Utah eyaletini merkez edinen partinin bu seçimdeki en büyük dayanağı telif haklarına en muhalif kararların buradaki mahkemelerden çıkmış olması.

Nokia ve Microsoft’tan işbirliği






Mobil telefon üreticisi Nokia, cep telefonları, PC’ler ve diğer cihazlar arasında kablosuz bağlantı ile müzik, oyun veya video paylaşımına izin verecek teknolojiyi kullanmak üzere yazılım devi Microsoft ile işbirliğine gitti.Microsoft’un “PlayReady digital rights management-dijital haklar yönetimi” teknolojisinin lisansını alarak dijital medyanın korunmasını amaçlayan Nokia firması, bu teknolojiyi, mobil telefon endüstrisinde en çok kullanılan yazılım platformu olan S60 yazılımında kullanacak.Uzmanlar, merkezi İngiltere’de bulunan yazılım firması Symbian’ın işletim sistemi olan ve LG ile Samsung firmalarınca da gelişmiş modellerde kullanılan Nokia’nın S60 yazılımının en büyük rakibi Microsoft’un Windows Mobile işletim sisteminin de işbirliğinden yararlanacağını belirtiyorlar.İki şirketin işletim sistemi arasındaki uyumluluğun, cihazlar arasında dosya aktarımını sağlayacağını ifade eden uzmanlar, bunun her iki şirket için de karlı olacağına işaret ediyorlar.Nokia ve Microsoft, 2005’te Windows Media Player yazılımının Nokia marka telefonlara yerleştirilmesi konusunda ilk işbirliği anlaşmasını imzalamışlardı.İki şirketin anlaşmasının ardından, cep telefonu fiyatlarının düştüğü piyasada üreticiler potansiyel karlı yazılımlardan yeni kazançlar elde etmeye çalışırken, Microsoft’un da mobil cihaz pazarından yeni gelirler elde etmeye gözünü diktiği yorumu yapılıyor.Nokia, S60 modellerinin yanı sıra anlaşmaya dahil olan S40 serisinin de PlayReady teknolojisiyle gelecek yıl raflarda yerini alacağını açıklarken, iki şirketin mobil telefonlarda oyun, müzik, TV, erotik içerik ve kumar gibi eğlence hizmetini yaymak konusunda anlaşmalarını genişletmeleri bekleniyor.

Çin Seddi Muhabbetleri

hani bu bizim yani çinlilerin ünlü bir seddi warya.. iste bittikten sonra neler olmus die merak ettiginiz oldumu hic ? eger olduysa cevabı assagıda ..
-aaa? lan duvarı dışardan örmüşüz, biz nası gircez lan içeri - abi biz bu seddi yaptık ama Türkler göç etmiş be abi.. - hasssssss... - korktuğumuz çok belli oluyomudur acaba? (oluyor canım, uzaydan görünüyor.) -imparatorum bu seddi yapacağımıza barış yapsaydık daha kolay olmaz mıydı? -gel bakayım sen şöyle! -çin seddini yapanlardan birinin annesi: -oğlum bak sen gerizekalı değilsin demek ki çalışınca oluyomuş. -imparatorum emriniz üzerine çin seddini bitirdik efendim -ulan manyak mısınız.. ben sizinle dalga geçmiştim o kadar duvar örülür mü hiç denyolar -güzel oldu ama şimdi ilerde birileri çıkıp bunu uzaylılar yaptı derler. -ben sana set yapamazsın demedim , duvarcı ustası olamazsın dedim -oh hele şükür bitti çing -ne bitti çang? -çin seddi mi çang ! -sana kim yap dedi ki çang ? -....... -oha felan oldum abi ya -anaaa dalmışız örmeye kaç metre olmuş bu be?! - yanlış olmuş yıkın! - ne ne neeyyy? - ehuhehe şaka lan şaka - ulan imparator diye başımıza getirdiğimiz adama bak.ne pis bi insanmış bu ya -fazla mı gaza geldik lan, uzun oldu sanki..?!? -ustabaşı : yüce imparatorum dünyanın en uzun duvarının yapımını tamamladık. -imparator : aslında işlevi önemli. - abi o kadar yaptık acaba uzaydan görünür mü? - o ne ki? - bilmem içimden geldi öyle. - keşke daha derli toplu bir şey yapsaydık. fotoğraf makinesine sığmaz bu. -olm ilerde taklit etmesinler bunu? -oha, yok daha neler? -berline de duvar falan yaparlarsa ya? -berlin neresi be? -ne bilim budha sööletti heralde...

Kardes Muhabbeti

yaa.. nedir bu kiz kardeslerin abilerinden cektikleri walla bak ben boyle olmak istemiorum ama elimde deil.. ister istemes kız kardesime boyle takildigim falan oluyor .. ne yapalim doganin kanunu bu herhalde ..
- aabiii, burda cips vardı nooldu..?- yedim.- e burda kurabiyeler vardı..?- onlarıda yedim.- yaa kolayı nereye koyduun?- içtim.- boşanda semerini yebe yuh! burda yarım bi çukulata var yiyorum ona göre- yiyemezsinkiii yaladım ben onu------------------------------------------------------- abi çay bardakları nerdee...?- ulan bide evin kızı olucaksın, hayret bişey yaa!!!- ya söylesenee..- tuvalete bak rezarvuarı içindeydi enson- e hani yok burdaa..------------------------------------------------------- abi ojemi gördünmüü..- ben sürüyorum şindi bidakka. kurusun rütuş yapıp vericem manyakmısın kızım sen ne biliym ben senin ojeni...!------------------------------------------------------- ya abii fırın nasıl açılıyodu???- açıl susam açıl diyosun açılıyo.------------------------------------------------------- saçımı kestirdim baak nasıl olmuş- g.t üme benzemişsin.- yaa anne g.t üme benzemişsin diyoo- öyle mi dedim pardon g.t üme hakaret etmişim..- ya annneeee!------------------------------------------------------- baak kaşlarımı aldırdım nasıl olmuuş- yuh alna baak atatürk hava limanı gibi- böhüüüü------------------------------------------------------- ciyaaak örümceekkkk anneciimm!- spidermanın posterini odana asarsın ama.------------------------------------------------------- abi saç kurutma makinesini gördünmüüüü- valla tost makinesiyle sevişiyodu enson.- bikerede doğru cevap ver bee- tamam be yedim.- bak buna inanırım işte.------------------------------------------------------- kimdi o ?- kim kimdi?- arayan- ne zaman?- demin telefonda konustugun kimdi diyorum lafi dolastirma- osman- hmm. osman senin 1.90´a 90 bi abin oldugunu bilio mu?- ee bilmese de olur bence- hmm.------------------------------------------------------- biricik kardesim benim dunyanin en guzel kizkardesi cinimm..- param yok, su getiremem, bakkala gidemem ders calisiom- allah cezani vermesin ben istemesem seni yapmiyolardi ama------------------------------------------------------- kalk yemek isit bana hadi kos kos kos firla- ya bi gun de kendin yap bi isini ya, allahim neydi gunahim- ne? yarin gece cikmak istemio musun?- dolma mi tavuk pilav mi?------------------------------------------------------- kız git bana hede hodo al getir bakkaldan- getirmem- getir lan- getirmem kendin al- doverim- dovemezsin- doverim- dovemezsin- gidiklarim- hangi bakkal demistin abi